Sevgilinin, sevgiliden alıp getirdiği ve her hâlis sevgi sahibince canını fedaya kadar baş eğilmesi şart, ulvî aşk disiplini şeriatten başka, benim bağlı olabileceğim hiçbir ölçü hayal edilemez.
Dedim ya, muhal farz, yokluğu bulup da söyletseler ve ona «benden başkası yok!» dedirtseler, ben yine O'nun bildirdiği «var»dan ve O'ndan yana kalırım.
Ey sarmal midyeden yapılmış göğsünün karanlık yeli.
Kulak ver, gece nasıl çukurlaşıp oyuluyor. Siz, yıldızlar,
sizlerden doğmuyor mu sevenin isteği sevdiğinin yüzüne?
Bizim de olaydı gösterişsiz ve arık
bir insanca yerimiz, bir ekili toprağımız, kayalarla
ırmağın arasına sıkışmış. Aşıyor bizi de kendi
yüreğimiz çünkü, onlarda olduğu gibi. Ama biz
yatıştırıcı imgeler içinde ardından bakamıyoruz,
tanrısal gövdeler içinde, onu daha da ölçülü kılacak.