Duygu Yıldırım

Duygu Yıldırım
@mvmsigri
Puan vermedi·331 syf.··
2023 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2023 15:56
Jose Saramago’ya 1998 Nobel edebiyat ödülünü kazandıran romanı. Romanın akıcı bir dili ve anlatımı olduğunu söyleyebilirim, öyle ki yazarın noktalama işaretlerine pek de önem vermemesi, diyaloğları virgül kullanarak ayırması ve kitaptaki karakterlerin bir isminin olmayışı onları betimleme ve sıfatlar ile tanımamız kitabın akıcığını bozmamış. Kitabın genelinde zorluklara rağmen bazı insanların hayatta kalabilme uğruna yapamayacağı, denemeyemeyeceği hiçbir şey olmayacağına ve konu edinilen bulaşıcı körlüğün bu gibi insanların bencilce yaşamına atıfta bulunuyor diyebiliriz. Bazen yardım ediyor gibi görünerek, bazen kadına ruhsal ve fiziksel şiddet ederek, bazen hayatta kalabilmek için başkasını göz göre göre feda etmek, bazen halk dili ile koğuş ağalığı yaparak, bazense özğürlüğün elinden alınarak karşı gelememek gibi gibi daha pek çok şey… Kitapta çoğu şeye sahipken bir anda kaybedilmesinin ve bunların aslında ne büyük zenginlik ve nimet olduğunu karakterlerin yaşayarak okuyucuların ise okuyarak bir kez daha idrak etmesine vesile oluyor. Buna rağmen insanların bir uzvunu kaybetmesi insanlığın ya da merhametin tekrar geri geleceği anlamını taşımadığı da aşikar. Ayrıca kitapta güzellik ve çirkinlik üzerine konuşulması da kırıcıydı. Bazı kısımlarını okurken “Hani güzellik göreceliydi?” diyorsunuz. Bu da ayrı bir bakış açısıydı. Kitabın nasıl biteceğini tahmin etmiştim öyle de oldu fakat bazı karakterlerin hikayeleri yarım kalmış gibi hissetmedim değil. Devamı olsa nasıl olurdu, bir neticeye ulaştı mı dediğim karakterler oldu.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Belki de en ağırı vicdan hastalığı..
Puan vermedi·360 syf.··
2021 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 23:42
Stefan Zweig bu kitabında insanın vicdanını, acıma duygusunu ve merhamet duygusunu kontrol edemeyip ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemediğinde akabinde gösterilebilecek davranışlardan biri olan -belki de en kolayı- tüm olanlardan kaçarak vicdanında kurtulabileciğini düşünen karekterin iç dünyasını anlatıyor. Lakin öyle bir kaçış ki karakter sadece fiziksel olarak kaçıyor yazarın da söylediği gibi insanın her şeyden kaçabileceğini ama vicdanındanından asla kaçamayacağını çok iyi psikolojik analizlerle esere yansıtılmış. Stefan Zweig eserlerinde genel olarak sıradan insanların sıradışı tecrübelerinden bahseder, bu eserinde de astım hastası olan eşinin hayat hikayesinden etkilenerek ele almış. Eşi ile arasında nasıl bir ilişki olabileceği çıkarabileceği gibi eşi ile intiharı hakkında da bağlantı kurulabileceğini düşünüyorum. Kitabın sonlarına doğru intihar etmeyi düşündüğünü anlattığı sayfalarda intihar şeklinin farklı olsa da intihara hazırlığın kendi intiharı ile aynı olması dikkatimi çekmişti. Eserde silahla intihar etmeyi düşünmüştü ama yine kendi intiharında da olduğu gibi en güzel kıyafetlerle, en güzel hali ile intihar etmenin daha iyi olabileğini yansıtmıştı. Yazarın bu eseri ve birçok eserinin ortak özelliği karakterlerinde yoğun bir duygusallık ve büyük bir umutsuzluğun var olmasından da anlaşılabileceği gibi yazarın psikolojik olarak duygusal ve hassas bir insan olması onu intihara sürükleyen etkenlerden biri olduğu çıkarılabilir. Yazarın eserlerinde beni etkileyen tarafı ise kendini arayan bir insan olarak ruhunun derinlerine doğru yolculuk yapması oldu.
AcımakStefan Zweig · Kutup Yıldızı Yayınları · 20167,5bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2021 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 02:02
Kitap sizi derin düşüncelere sürüklüyor ki bir kitapta olması gereken özelliklerden birisi de bu olmalı diye düşünüyorum. Anlatıma bakıldığında ise bu kitabın bir hikaye anlatma derdi yok. Kitap kendine, özüne yabancılaşan birisinin artık yaşadığı hayatın nasıl kendi hayatı olmadığını olsa da olur olmasa da olur gibi umursamaz düşüncelerini iyi bir kişilik analizi ile yansıtıyor. Kitabın kahramanı ile empati kurduğunuzda bazen sinirleniyorsunuz lakin güzel bir kitaptı..
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,1bin okunma
Puan vermedi·413 syf.··
2021 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 00:02
"Gün Olur Asra Bedel" ismi ile uyumlu olarak karekterin bir gün içine yıllarını sığdırmasını görüyoruz. Kitapta Yedigey'in birlikte bir ömür geçirdiği arkadaşı Kazangap'ın vefatı sonrası arkadaşının istediği yere gömülmesi için yola çıkılıyor. Bu yolculuk sırasında da karakterin geçmiş yaşantısından bahsedilmiş. Öyle ki insan yaşamının bir film şeridi gibi göz önünden geçirilmesi söz konusu. Karekterin yakın arkadaşını kaybetmesi sonrasında bu şekilde geçmişe doğru bir serüvene çıkması aslında karakterin ölümlü olan bu dünyada geldik gidiyoruz hüznü ile geriye doğru bakıp nasıl yaşadığına dair hayatını sorgulamasıdır. Kitabın anlatımına bakıldığında ise fantastik, ütopik ve gerçekçi yönler yalın anlatım ile çok iyi harmanlanmış. Bunlar dışında kitapta sık sık "Trenler ise doğudan batıya batıdan doğuya gider gelir.. gider gelirdi.." cümlesi tekrarlanıyor. Bana göre insana hiçliğini fark ettiren bir yanı var bu cümlenin. Hayatımızda ne olursa olsun yaşantılarımızdan bağımsız olarak hayatın her halükarda devam etmesi çıkarılabilir bu cümleden. Öyle değil mi ki hayatta ne yaşamış olursak olalım ister üzgün olalım ister mutlu fark etmeksizin hayatın akışı değişmiyor, trenler ise doğudan batıya batıdan doğuya gidip geliyor..
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202655,9bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2021 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2021 00:30
Victor Hugo'nun bu kitabında adalet kavramını kitabın başından sonuna kadar sorgulamamak elde değil. Çünkü insanlar sürekli idam ediliyorlar ve insanlar bundan hiç etkilenmeden sanki bir oyun seyreder gibi idam edilen kişileri izliyorlar. "Bu kişinin gerçekten suçu var mı?" diye kimse düşünmüyor. Victor Hugo adalet dışında matbaanın icadı üzerinde de durmuş. Matbaanın icadı ile okuma yazma oranının artması sonucu insanlar ne kadar okur ve bilgilenirlerse kiliseye olan inançlarının azalacağını düşünüldüğünden insanlar bilgiden uzak tutulmaya çalışılıyor. O dönemde bunlardan bahsedilirken bir kurgu da var. Bu kurgu güzellik ve sevgi üzerine düşündürdüğü gibi seven insanların belki de sevilme ihtiyaçlarının karşılanmadığı için, sevilmeyeceğini düşündüğü için ya da sevmesini gerçekten beceremediği için baştan beri kaybetmesi de bu kurgudan çıkarılabilir.. Karakter olarak da Quasimodo dikkat çekiciydi. Quasimodo çirkin, tek gözü olmayan ve sonradan işitme engelli olmasıyla küçüklüğünde beri dışlanmış, istememiş, alay edilmiş böyle olunca insanlardan kaçmış biri. Kişinin karakteri genetik ve çevrenin ortak etkileşimi sonucu şekillendiğinden dolayı bu çevresel durum karakterini de etkilemiş tabii ki. Bu tarz dış görünüşten dolayı o kişinin dışlanmışlık gibi kötü hissetmesine sebebiyet verip bunun sonucu olarak karakterine etki edecek davranışlardan kaçınılmalıdır.. Kitabın anlatımına bakıldığında ise belli kısımlarda sıkılmadım değil, özellikle katedralin anlatıldığı kısım ve kitabın başlarında o dönemin Parisini ayrıntılı betimlemelerle sayfalarca anlatılmasından. Ama genel olarak akıcı anlatımı ile etkileyici bir kitaptı..
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Nilüfer Yayınları · 201642,1bin okunma