Kitapları yasaklayanlara "taş kafa" denilemeyeceğini Anadolu’dan Akdeniz'e uzanan bir yol üstündeki Yazılı Kanyon'daki taş hepimize öğretmektedir. Kitapları yasaklayanları çağdışı olarak adlandırmanın yanlış olduğunu da yine, yüzyıllar öncesinde taşa yazılan yazı fısıldar kulağımıza ; der ki:
" Her insanın içinde bir ham taş vardır. İnsan, ham taşını yonttuğu oranda yücelir. "
" Bu sonuncu " dedi
İtalyan lokantasının beyaz önlüklü
Yaşlı garsonu, "seneye yok!"
Öyle bir andı,
Herkesin mutlu olduğu
Dalmıştım şişenin sonunda
Bitmesini istemediğim şarabın kızıllığına
Pek de anlayamadık, gözümüz bir onda
Bir önümüzdeki tiramisularda..
"Beyaz kiraz likörü" dedi,
"yalnızca Yugoslavya 'da yapılırdı,
serin dağlı kirazlar ülkesinde.
savaş başladığından beri artık gelmiyor."
Çay bardağında
Bırakılan dudak payı
Kadar bile
Uzak kalamam
Gözlerine
Yakın olsun isterim
Ellerime ellerin
Yanındaki beton binaya
Yaslanması gibi
Köhne bir evin
Seni bir çivi
Gibi çaktım
Çünkü beynime
Ve toplayıp
Bütün kerpetenleri
Attım denize