Elif Şafakın Ustam ve Ben adlı romanında bu tarihsel,kronolojik zeminin zayıflığı insnıkmaz göze çarpıyor.Kitabın özetini vermeyip Elif Şafakın romanın sonuna almış olduğu Yazarın Notu adlı bölümün ilk paragrafını aktarıyorum:
Bu romanı yazmaya koyulduğumda tarihimizin en renkli ve kıymetli,fakat ne yazık ki bizde de dünyada da yeterince bilinmeyen dehalarından Mimar Sinanı,ustayı,bambaşka bir cepheden anlatmayı arzu etti gönlüm.Onu ve onunla senebesene yakından çalışan çırakları,işçileri,kürek mahkumlarını ve hayvanları yazmak istedim.Sinan gibi çok eser üretmiş,uzun yaşamış birini roman karakteri yapmaya kalkınca,en büyük zorluk zamanı nasıl kullanacağınız sorusu oluyor.Nasıl yapmalı da, bunca farklı hadiseyi edebi bir kitabın sayfalarına sığdırabilmeli?Bir caminin yapımı yedi sekiz sene sürebiliyordu.Bu haliyle dümdüz kronolojik bir akışa sadık kalmam zordu.
Anlatım yavaşlayacak,gereksiz uzamalar ve kopukluklar olacaktı.Bu sebepten zamanı daha esnek,hızlı ve akışkan kullandım.
Yazarımızın bir eleştirisi de Fatih Sultan Mehmede. 169.sayfada şöyle anlatır Elif Şafak:
Atik Sinan , Fatih Sultan Mehmet Han ın sermimarıydı.Titiz ve mahirdi ; kendini işine adamıştı. Hükümdar için bir cami inşa etmeye başlayana kadar her şey yolundaydı.Fatih istiyordu ki kendi camii o güne değin yapılmış ibadethanelerden daha heybetli olsun, Ayasofyayı bile gölgede bıraksın. Sırf bunun için upuzun direkler getirtmişti. Mimarının bu sütunları kısalttığını duyunca öfkelenmişti , hem de nasıl ! Bunda bir kasıt olduğuna inanmıştı .Sermimar hiçbir art niyet olmadığını dili döndüğünce anlatmaya çalışmıştı.İstanbul , zelzele şehridir hünkarım , tek gayem camiiyi sağlam kılmaktır demişti . Fatih bu cevabı beğenmemişti. Atik Sinan hapse attırılmış , orada onlarca gardiyan