Bazen kendimi korkutmak ve oturduğum yerde rahat bir nefes alabilmek için distopya okumayı seviyorum. Yevgeni Zamyatin'in Biz isimli romanı beni farklı şekillerde etkiledi.
İlk olarak dili...pek benlik değildi. O nedenle okurken inanılmaz sıkıldım. Beyefendi gemi mühendisiymiş ve yazdığı eserden aynı zamanda değerli bir düşünür olduğunu da görüyoruz. Ne var ki bunlar iyi bir edebi dil için yeterli değil.
Konusu ve hayal gücü heyecan vericiydi, hakkını yememeliyim. Ama dediğim gibi olayların ele alınış biçimi... Defalarca kitabı yarım bırakmak istedim.
Fakat bir şekilde D-503'ün sonunda ne yapacağını ve bütün bu devrime ne olacağını da merak ettim.
Biz, bariz bir eleştiri kitabı. Herkesin aynı şekilde, tek tipte, tek anlayışta olduğu kısıtlanmış bir toplulukta yaşadığı ve bu durumdan insanların bir hayli memnun olduğu zamanları tasvir ediyor. Demokrasiyi, özgürleşmeyi ve insanı biricik yapan unsurları yeren bir ana karakterle karşılaşıyoruz. Kimsenin ismi yok. Herkesin numaralarla iletişim kurduğu bu düzende D-503 bir başmühendis.
D-503, Tek Devlet'e oldukça bağlı ancak I-330 ile karşılaşıp içinde bir şeyler filizlenmeye başlayınca olaylar değişmeye başlıyor.
Kitapta birçok dini olaya, psikolojik fikirlere ve devrim oluşumuna gönderme vardı.
Güzel bir zihin egzersizi, sorgulatıcı fikirler ve kötü bir edebi dil vardı. 2/3 yaptı. İdare eder diyebilirim.
Sonuçta okunabilirlik bir kitap için olmazsa olmaz bir unsur. Tavsiye eder miyim? Sanmıyorum. Bu, diğer distopyaların kaynağı olarak görülüyor o nedenle dili çok daha akıcı olan Cesur Yeni Dünya, 1984 gibi kitapları okuyabilirsiniz.