Şeyma AKPINAR

Şeyma AKPINAR
@mysky24
"Öğretmen olmanın nesini seviyorsun? "Pek çok şey," dedim. "Her yıl yeni çocuklarla tanışmayı ve sınıfımızda küçük bir topluluk oluşturmayı seviyorum. Kitapları keşfetmeyi, deneyler yapmayı, birbirimize nasıl nazik ve saygılı davranacağımızı öğrenmeyi seviyorum. Küpelerimizi öğrendiğimiz şeylerle eşleştirebilmeyi gerçekten seviyorum. Bir sürü elma ve balkabağı küpem var."
Reklam
"Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba "insan" denince hatırlanıyor muyuz?"
İnsan
insan için ne yaşayabileceği, ne de ölebileceği bir çağ gelince yakınma neye yarardı?
Sayfa 132·Kitabı okudu
Edebiyat
10/10
·206 syf.··
2018 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2018 12:26
Sevgili Dost'um Ali Ural. Önce kitabını, sonra bendeki tesirini anlatacağım, müsaadenle.. Kitap 61 mektuptan oluşuyor. Neden 61? Birinci Mektuptan önceki sayfada şu açıklamayı görüyorsunuz. "Posta Kutusundaki Mızıka, unutulan mektubun kefaretidir." Altmış birinci mektuptaki son cümle ise "altmış birinci mektup kefareti ödüyor." Orucu kasten bozanın kefareti 60+1 gün oruç tutmaktır. +1 olan son oruç, asıl orucun kendisidir. Diğer 60 gün, belki bir özür dileyiş, belki ceza, belki de sevap eşitliği yakalama çabasıdır. (Bu tahmin, yazar tarafından onaylandı) İşte Ali Ural, ilk 60 mektupla dostunun gönlünü alırken, 61. Mektupla unuttuğu vazifesini yerine getiriyor. Borçlandığı mektubu ödüyor. Mektubun önemiyle devam ediyor kitabına. Sanki burada dostuna "Mektuplar bu kadar önemliyken, ben nasıl oldu da mektup yazmayı unuttum?" diyor.. Sevgili Dost'umuz. Mektuplarında dostlarına nasihatler veriyor. Durup düşündürecek sorular soruyor. Sohbet ediyor.. Ve son mektup şöyle başlıyor: "Sevgili Dost, Son dikişi atan cerrah, son oku fırlatan savaşçı, son bakraç suyu çeken bahçıvan, son sandalyeyi tekmeleyen cellat, son haberi okuyan spiker, son duayı yapan mahkûm, son düğümü çözen balıkçı, son gemiyi yakan fatih, son elbiseyi deneyen müşteri, son provayı yapan terzi, son kağıdı çeken kumarbaz, son ağacı kesen odun, son köleyi parçalayan aslan, son yapboz parçasını yerine koyan çocuk, son yaprağı yere bırakan ağaç, ellerini omzuma koydu: bu altmış birinci mektubun fotoğrafıydı. Kalbi ipe değen koşucuyla, topukları yere değen paraşütçü bu fotoğrafa giremediler çünkü bitirmenin sevincini yaşamışlardı. Oysa bitiş çizgisinde koca bir gölge, oysa iniş noktasından uzağa atmış rüzgâr, sevinç hangi akla hizmet etmede, en üst dalda yanıp dururken, koparmışlar ayı dün gece." Sevgili
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma