Marco polo'ya göre dağın yaşlı şeyhi, İsmaililere göre peygamber mehdi, kimilerine göre alim, suikastçi, dikdatör..
Sözün özü fedailerin efendisi Alamutun sahibi Hasan Sabbah!
1050 yıllarında
Fatih-Harbiye’yi elime aldığımda, sadece iki semt arasında gidip gelen bir tramvayın değil, aslında modern insanın zihnindeki o bitmek bilmeyen otoyolun hikâyesini okuyacağımı biliyordum. Peyami
Son sayfa son satıra kadar aradığımız gerçeklik santiago nasarın masum mu yoksa bir suçlu mu olduğuydu. Gerçeği görmüyoruz. İnanmak istediğimiz ve merakı içinde olduğumuz cevaplar arıyoruz sadece.
Santiago nasarı ölümüne götüren angela'nın ağabeylerine onun ismini vermesi mi yoksa tüm toplumun her şeyin bilincinde olmasına rağmen susmayı tercih etmesi mi?
Santiagonun katilleri vicario kardeşler ve cinayetin silahı kasap bıçakları mı yoksa santiagonun katilleri toplum ve onların sessizliği mi?
Siz sırrı çözmek istiyorsunuz ama bulamazsınız. Çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. Siz sırrı çözmek değil kandırılmak istiyorsunuz.
küçük prens kitabındaki tilkinin "İnsan ancak yüreğiyle bakarsa doğruyu görebilir, gerçek gözle görülmez" aforizmasından yola çıkarsanız pek de önemi olmayan o merakınızın sizde yarattığı hakikate ulaşabilirsiniz.
"Bunu artık daha fazla düşünme sevgili kuzenim" dedi Angela Vicario. "Oydu"(syf:82)
"Hiçbir halt anlamıyorum" demişti Santiago Nasar. (syf:102)
"Beni öldürdüler, Wene hala." demişti Santiago Nasar. (Syf:107)
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,2bin okunma