İnsan olmanın belki de en büyük duygusu umut etmek. En ufaktan en büyük olaylara kadar her konuda umut ederiz, bu bizim yaşama motivasyonumuzu oluşturur. Peki umut elimizddn alınırsa ne olur? Yani aslında bu kitap bize bu kadar yakın bir duygunun anlatısı. İlk başlarda bildiğimiz şeyleri okuyorsunuz ama bu demek değil sıradan ve sıkıcı. Yazar işte tam bu noktada devreye giriyor; duygular o kadar gerçekçi ve içimizden ki kendinizi tüm karakterle empati içerisinde buluyorsunuz. O kısacık sayfaların her birinde kendi içinizde bir yolculuk aslında. Onlarla umut ediyor, onlarla bağlanıyorsunuz hayallere aslında. En çok da ana karakterlerimizle.
Ana karakterlerimizle birlikte uyanıyor, çalışıyoruz, hayata tutunma çabası veriyoruz ki bunu yaparken de onlar hakkında fikirlerimiz gelişiyor. En çok da okurken Lennie’ye hepimiz içimizden üzülmedik mi? Yazar bu duyguyu öyle bir koruyor ki belki de kitabın vurucu olmasının en büyük sebebi budur. Çünkü hepimiz kitabın başında hazırlandık aslında bu vurucu sona, hepimiz ki George’un bunu çözeceğine de emindik. Aslında içimizde belki artık çok içerde Lennie’den farkımız yoktu. Bir o kadar da biliyorduk ki umudu yaşatmak için bazı fedakarlıklar da gerekir. Peki bizim içimizdeki George aynı şeyi yapar mıydı?
Kitap; sizi iç çatışmalarla, cevapları aramanız gereken sorularla baş başa bırakıp sizi tam anlamıyla terk ediyor. Olaylar geliştirilebilir düzeyde bitiyor, ki şahsi fikrimdir, yazar da tam olarak bunun bilincinde olarak bizi terk etmeyi seçiyor. Belki de bu kitabın beni bu kadar etkilemesinin sebebi de budur.
İyi okumalar…
Fareler ve İnsanlar
Gabriel Garcia Marquez Kitabı rafta ilk gördüğümde nasıl gözümden kaçırdığımı düşündüm sonrasında ölümünden sonra çıkan bir kitap olduğu bilgisine ulaştım. Bu bilgiyle birlikte okurken, belki bilinçli belki bilinçdışı, yazarın kendi diline hakimiyetini aslında hissettim. Dili rahat okunan, her kelime özenle seçilmiş ve akıcıydı. Çevirisi de yazarın yarattığı dünyaya zarar vermeden aktarılmasını sağlamış. Konusu ve değindiği konularla birlikte kısa bir zamanda okunacak ve içinde ilişkiler, evlilik, aşk, macera tutkusu, aile ilişkileri, ebeveynlik gibi gerçekten derin konulara değinmiş bir kitap.
Kısa öykülerin en güzel özelliği; gerçekten metaforik ya da durumların uzatılmadan anlatılmasıdır ki bu zaman zaman sığlık yaratabilir düşüncesindeyken bu kitabı okurken fikrimi değiştirdim. Bir kelimenin sizi götürdüğü düşünceleri fark edince gerçekten hayret etmemek elde değil.
Kitap; evlilik kavramının evrimini ve insanın duygusal devinimini aslında kısa ve net şekilde gözler önüne seriyor. Zaman geçtikçe kendine ve yanındakine yabancılaşma, kendini arama eğilimleri, aynı zamanda ebeveynlerimiz ve ebeveyn rolümüz, insanın maceralara duyduğu heyecan... İnsani dürtülerin odak noktasında kendinizi sorgulamaya başladığınız kısımlara geliyorsunuz.