Beste & Aysun ikilisi harika, aralarında geçen sohbeti de sevdim. Güzel dostlukları karakterler arasında görmek bambaşka bir güzellik.
Bu arada bir konuda besteye katılıyorum. Bilgisayar ortamında yazı okumak gerçekten işkence gibi, kağıt ve mürekkep kokusunu hissederek okumak gibisi yok. Çıktı alıp okuması güzel fikirdi. Ve ki Beste’nin de ben gibi müzik eşliğinde okuyor olması beni mutlu etti.
Daha kitabın başlarında, işte bu yaaa dedim kendime. Kitap dediğin 3 boyutlu gibi olacak, kitabın içine gireceksin usulca, karakterlerin duygularını hislerini hissedeceksin, onların yanındaymış gibi olacaksın.
“Evlilik bir erkeğin hayatını düzene sokar, iyi bir eş erkeğin huzur bulmasını sağlar, seni seven bir kadın hayatını kolaylaştırır ve çocuğun olduğunda anlayacaksın, baba olmak birilerinin kahramanı olmaktır, bu seni büyütür, güçlendirir,” (sözleri ile Engin’in babasının öğütlerini okuduğumda hayran kaldım.)
“Bir adam telefonları açmıyor, mesaj yazmıyor diye karalar bağlamam… Sahi bu aşk çarpması küçük otomobil çarpması gibi mi yoksa tır çarpması gibi bir şey mi?” (dedikten sonra Beste’nin durumunu da okuduk yani :D )
“Başarıya ulaşmak için düzenli ve planlı çalışmak şart.”
(Selim amca & Mariantin’in aşk hikayesi de ilgi çekici ve güzeldi, hikayenin sonunun anlatırken yarım kalması beni çok merakta bırakmıştı. Sayfa 369 da bahsedilmesi merakımı geride bırakarak hayran kalmama sebep oldu… )
(Yayınevinin kitabı basarken geçişleri yapmaması nedeniyle bazen biraz zorlansamda, o geçişleri bende hooop diye usulca atlayıp geçtim. :D )
“Aysun nasıl anlatacağını bilmeden bocalarken tuttuğu nefesi bıraktı. ‘Yakınımda olduğu zaman sanki ilkbahar rüzgârının ılık esintisi bedenimi yalayıp geçiyor. Saçlarım esintiyle dalga dalga salınıyor. Eteklerim kabarıp kabarıp varlığını