Anlatımı beklediğim gibi vurucu değildi doğrusu. Kitap üç kısa öyküden oluşuyor. İlk iki öykü birbirinin çok benzeri fakat üçüncüsü farklı. Altına hücum döneminde ve Alaska da geçiyor. Çok iyi biliyorum ki üçüncü öykünün filmini izlemiştim ama bir türlü adını hatırlayamıyorum.
Her neyse, kahramanımızın yaklaşık -50 derece de yaptığı bir yolculuk (yürüyüş) ve hayatta kalma mücadelesi konumuz. Soğuk, açlık, çaresizlik ve yalnızlık. Öykülerin biraz daha uzun olmasını ve daha şiddetli hissetmemizi sağlamasını isterdim. Kahveniz bitmeden okuyabileceğiniz uzunlukta olduğu için zaman kaybı olmaz.
Son zamanlarda okuduğum japon romanlarının büyük bir kısmı intihar konulu olmaya başladı. Stephen Zweig gibi intihar eden yazarların romanları her ne kadar zaman zaman intihardan bahsediyor olsa da, hikaye içerisinde ki başkahraman o kadar da kötümser ve melankolik olmuyor.
Fakat bu roman pekte öyle değil. Yazarın gerçek hayatında 5 defa intihar girişiminde bulunduğunu ve en sonuncusunda da başarılı olduğunu belirtmem gerekiyor. Bu karakteri de romana şiddetli bir şekilde yansımış. Yazar neredeyse kendi hikayesini anlatmış diyebilirim.
Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar ''hayata acı çekmeye, rol yapmaya gelmişim'' mottosu taşıyor baş kahraman. Durmadan insanlar tarafından anlaşılamamaktan, yanlış toplum içindeki doğru birey oluşundan dem vuruyor. Zaman zaman verdiği ani ve anlamsız kararlar, akıl sağlığının pekte yerinde olmadığı izlenimini veriyor doğrusu. Çok kısa bir roman olduğu için bir oturuşta bitirebilirsiniz. Pişman olmazsınız. Son olarak kitabı okuduktan sonra yazarın hayatına da bir göz gezdirmenizi isterim.
Şeytanın yeryüzüne inerek milyarder bir Amerika vatandaşı kılığında Roma'ya olan yolculuğu anlatılıyor. Hikayeyi şeytanın bizzat tuttuğu günlüklerden gün be gün okuyoruz. Şeytana papucunu ters giydiren insanoğlunun, şeytandan bile daha sinsi daha gaddar oluşu işleniyor temel olarak. Konu ve yazım şekli bakımından benim için muazzam güzel olsa da, diyaloglar ve olay örgüsü inandırıcı olmaktan çok uzak geldi bana. Şeytanın gördüğü ilk kadına sırılsıklam aşık olması ve bütün mal varlığını üç gün önce tanıştığı bir adamın üzerine yapması ve neticesinde başına gelenler gibi. Çok uzun bir roman olmasa da değer mi emin değilim. Zamanınız ve elinizin altında okuyacak kitabınız yoksa olabilir.
Bir zamanlar reklam panolarının uzunluğunun sadece altı metre olduğunu biliyor muydun? Ama arabalar çok hızlı geçmeye başlayınca, sürücüler reklamları gorebilsin diye panoları genişletmek zorunda kaldılar.