Doğan

5/10
·80 syf.·
2023 29. kitabı
Tekrar gözümüze gözümüze sokulan bir kitap ile karşı karşıyayız. Bugüne kadar okuduğum en kötü japon kitap diyebilirim. 80 sayfa olmasına rağmen bir defa durup devam etmemeyi düşündüm doğrusu. Yazarın baştan sona estetik üzerine yazdığı bir deneme. Tuvalet, çaydanlık, soba, duvarlar, aydınlatma vs vs üzerine bitmek bilmeyen tenkitler. Eskiden her şeyin daha güzel olduğunu, zamanla her şeyin modernleşerek bu estetiklikten uzaklaştığını anlatıyor. Hatta daha da önemlisi bütün bu teknolojik yenilikleri batıdan ödünç aldığımız için bunlar estetik değil, bunları biz geliştirmiş olsaydık daha estetik yapabilirdik diyor. Ahşap metalden daha duygulu daha doğal, yada işlemeli elbiseler şimdiki fabrikasyondan daha güzel dese bunu anlarım ve hem fikirim. Fakat bunu romantik ve nostaljik bir havada yapmıyor, son derece tutucu, milliyetçi ve ötekileştirici bir şekilde yapıyor. Modern tuvaletlerin fayans olmasından ve temizliğinden bahsederken; '' Batılıların her türlü kir zerresini teşhir edip imha etmeye çalıştığını ancak biz doğuluların onu dikkatle koruduğunu ve idealize ettiğini söylesem fazlaca savunmacı davrandığım söylenebilir'' diyor. Kanımca burada ''Kintsugi'' felsefesinden bahsediyor. Hani kırılan porselenin çatlakları arasına altın koyarak yapıştırma tekniği vardır ya. Kusurları göstererek güzelleştirme, mükemmel olmak zorunda değiliz, bizi biz yapan kusurlarımızdır gibi. Tamam mantık doğru ama bunu tuvaleti temiz kullanmak ile tenkit etme bir zahmet değil mi. Tuvaletlerin evlerinin içinde değil Japonların ki gibi evlerin dışında olmasını desteklemek için; ''Ev içindeki tuvaletler ılıktır, sıcaktır rahatsız edicidir. Fakat dışarıdakiler soğuktur. Zarafet soğuktur diyor. ''Batılıların beyaz porselen çorba kaselerinin içine baktığınız
İnceleme
Gölgeye ÖvgüCuniçiro Tanizaki · Jaguar Kitap · 20192,960 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
·406 syf.·
2023 28. kitabı
İskender Pala'nın gerçekten çok önemli bir boşluğu doldurduğunu düşünüyorum. Osmanlı, daha doğrusu ecdat aşığı biri olarak görüyorum onu. Geçmişimize, geçmişimizde ki şahsiyetlere (yunus emre, dede korkut, mevlana vs. vs) olan sevgisini ve onlardan bahsederken yüzündeki heyecanı ve aşkı görmeyi seviyorum. Kendisi deniz subayı iken, odasında Piri Reise ait eski dökuman ve kitapları (doğal olarak osmanlıca) okuduğu ve araştırma yaptığı için birliğinde duyulan rahatsızlıktan ötürü, hakkında soruşturma yapılmış (dindar ve laik olmadığı gerekçesi ile) ve askeriyeden atılmış ya da buna zorlanmış tam hatırlayamıyorum. Bunu kendi ağzından dinlediğim zaman inanılmaz üzülmüştüm. Acı bir tebessüm ile ''Beni, Piri Reisin haritalarını ve kitapları okurken gördükleri zaman kuran okuduğumu düşünmüşler ve laiklik düşmanı olduğuma kanaat getirmişler'' diyordu. Her kitabını takip etmiyorum fakat hiç değilse 4-5 kitabını okumuşumdur. Beğeniyorum da. İlk baştada söylediğim gibi çok önemli bir boşluğu dolduruyor kanımca. Osmanlı döneminde gecen bir kurgu macerayı okumak bana çok keyif veriyor. Kitaba gelecek olursak; Surname, Osmanlı dönemi Türk edebiyatında şenlikler hakkında yazılan edebî metinlerin genel adıdır. Dolayısı ile olaylar şehzadeler için yapılacak olan sünnet düğünü çevresinde gelişiyor. Henüz yeni şehit olmuş Sadrazamın yerine geçmek hevesinde olan Defterdar ve Kazasker efendilerim ikditar mücadelesi, entrikalar, bir çilingir gencinin aşkı ve onun özürlü fakat çok zeki olan saat ustası kardeşi. Kitap içinde ki siyah beyaz görseller hoş olmuş fakat bunların en azından bazıları renkli minyatürler olarak konsaydı tadından yenmezmiş doğrusu. Kitap yaklaşık otuz bölüme ayrılmış ve her bölüm başında yaşanacaklar hakkında ip ucu veren bir kaç paragraflık
İnceleme
Surnameİskender Pala · Kapı Yayınları · 20223,047 okunma
Üftâde bir aşık vardı. Bir gece sevgilisi yanına geldi. Âşık heyecandan yerinden öyle fırladı ki yeninin çarpmasıyla mum sönüverdi. Sevgili otururken siteme başladı; ''Beni görmeyi istemiyorsun zâhir, gelir gelmez mumu söndürdün.'' Âşık, mahcubiyetle içindekini dışa vurdu; ''Güneş doğdu sandım da.''
Sayfa 93
Kitap Alıntısı
9/10
·202 syf.·
2023 27. kitabı
Biz kitapseverlere çok romantik gelecek bir konusu var aslında. Özel ekipler (itfaiyeciler!!!) oluşturularak kitapların yakıldığı, okumanın yasaklandığı, böylece farklı düşüncelerin filizlenemediği, bütün insanların tekdüze ve duygulardan arınmış şekilde yaşadığı baskıcı bir gelecek toplumu tahayyül ediliyor. Kitapları yakmak ile görevli ekipte çalışıyor olan başkahramanımızın zamanla kitaplara ilgi duyması, içlerinden birkaç tane çalarak okumaya başlaması ile değişimi, uyanışı ve baş kaldırışı işlenmiş. Okurken bazı gelecek öngörüleri ve betimlemeleri size yavan gelebilir, bu yüzden kitabın 1953 yılında yayımlandığını göz önünde bulundurmalısınız. Tavsiye ediyorum. Son olarak kitabın ismi olan Fahrenheit 451 = 232' Santigrat dereceye denk geliyor. Bu da kitap kâğıdının tutuşup yanma sıcaklığı..
İnceleme
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,3bin okunma
8/10
·58 syf.·
2023 26. kitabı
Anlatımı beklediğim gibi vurucu değildi doğrusu. Kitap üç kısa öyküden oluşuyor. İlk iki öykü birbirinin çok benzeri fakat üçüncüsü farklı. Altına hücum döneminde ve Alaska da geçiyor. Çok iyi biliyorum ki üçüncü öykünün filmini izlemiştim ama bir türlü adını hatırlayamıyorum. Her neyse, kahramanımızın yaklaşık -50 derece de yaptığı bir yolculuk (yürüyüş) ve hayatta kalma mücadelesi konumuz. Soğuk, açlık, çaresizlik ve yalnızlık. Öykülerin biraz daha uzun olmasını ve daha şiddetli hissetmemizi sağlamasını isterdim. Kahveniz bitmeden okuyabileceğiniz uzunlukta olduğu için zaman kaybı olmaz.
İnceleme
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma