Kökeninde anlamdan yoksun bir hareketim vardı ve anlamdan yoksun olduğundan kimselere söz etmemeye karar vermiştim. Anlatması en zor şeyler, kendimizin bile anlayamadığımız şeylerdir.
Yazar özellikle doğal felaketleri işeyen bir bilimkurgu yazarmış. Kendisi bir çevre aktivisti bu konuda aldığı pek çok ödül bulunuyor. Benim kendisinden okuduğum ilk kitap.
Kitaba gelirsek Frank May Hindistan’ın Uttar eyaletinde gelişen bir sıcak hava dalgası sebebi ile 20 milyon insanın öldüğü felaketten sağ kurtulan tek kişidir.
Bu korkunç olaydan sonra Dünya devletleri iklim krizi meseleleri ile ilgilenmesi için Gelecek Bakanlığı’nı oluşturuyor. Gelecek Bakanlığı’nın başında Mary isimli İrlanda asıllı sağlam bir hatun getiriliyor.
Balkanlığın yönetici ekibi hukuk, altyapı,doğal afet, sigorta,ekoloji,okyanus,tarım,jeomühendislik,iktisat,bankacılık,sığınma ve sosyal destek gibi konularda dünyanın en iyilerinden oluşuyor.
Kitapta bu bakanlığın Dünya’yı bundan sonra gelecek felaketlerden kurtarmak için yaptığı çabalar anlatılmaya başlıyor.
Fakat kahramanımız Frank May, Mary’i rehin alarak ona Bakanlığın izlediği politika ile bu gidişatın asla değişemeyeceğini anlatıyor ve ona karbon üretimininim ana sebebi olan sermaye gruplarına yönelik büyük şiddet eylemlerinin yapılmasını aksi takdirde bu sermayenin asla karbon üretimini düşürmeyeceğini olanın yine Hindistan gibi fakir olan ve iklim krizi konusunda en suçsuz kesimin zarar göreceğini anlatıyor.
Mary önce bu düşünceye karşı olsa da Bakanlığın gizli bir kolu ile bu şiddet olaylarına el altından destek vermeye başlıyorlar.
Bu arada Hindistan’da Kali’nin Çocukları isimli bir aktivist grup uçak ve gemilere dronlar ile saldırılarda bulunmaya başlıyor. Tekmik santraller gibi katı yakıt tüketen tüm alanlarda bu saldırılar devam ediyor. Belli bir zaman sonra insanlar bu araçları kullanmayı bırakmak zorunda kalıyor. Hedef güneş ve rüzgar enerjisi ile çalışan temiz enerjili aygıtların kullanılması.
Kitap içerisinde
Gelecek BakanlığıKim Stanley Robinson · İthaki Yayınları · 202549 okunma
Öyleyse, şimdi sahip olduğumuz şey, kanımca ne para (ki azdı zaten) ne de özgürlük (hālā Ausländer olarak kayıtlıyız), ama itibar. Bence herkesin ihtiyacı olan şey de bu. Hayvanlar olarak temel beslenme ve barınak ihtiyacımız karşılanır karşılanmaz gereken ilk şey:itibar.
Dayanışma; bunun gibi baş-ka bir duygu yoktur. Insanlar bunun hakkında konuşur, bu kelimeyi kullanır, bunun hakkında yazar, bunu canlandırmaya çalışırlar. Çok dogal. Ama gerçek hayatta bu duyguyu nasıl tadabilirsiniz? Bunun için tarihi bir dalganın parçası olmalısınız. Ne onu sadece isteyerek elde edebilirsiniz ne de çağırıp gelmesini sağlayabilirsiniz. Siz onu seçemezsiniz, o sizi seçer! Bir dalga gibi gelir, alır sizi götürür!