Attila kültür ve sanata da önem verirdi. Okumuş insanlara büyük önem verir ve onları yüksek mevkilere getirirdi. Şehirleri ve buralarda bulunan sanat eserlerine zarar vermekten mümkün olduğu kadar kaçınırdı. Büyük törenlere sahne olmuş sarayı çok görkemliydi. Buna rağmen Attila sadeliği tercih ediyordu. Hunların geleneksel süslerini fazla kullanmazdı. Fakat falcılara çok inanırdı. Falcıların etkisiyle İstanbul ve Roma'yı almaktan vazgeçmişti.
Suikastı gerçekleştirmekle görevli Bigila'nın da katıldığı heyet, 448 yılı yazında Hun başkentine (yeri belirlenememiştir) geldiğinde, durumdan Edekon aracılığıyla haberdar olan Attila, yaptığı sorguda Bigila'ya maksat ve faaliyetlerini itiraf ettirdi. Bizanslıların hiçbirine dokunmadı; fakat Theodosios'a hitaben yazdığı şu mesajı, özel bir elçiyle imparatora yolladı:
"Theodosios, Attila gibi asil bir babanın oğludur. Attila, babası Muncuk'tan aldığı asaleti muhafaza etmiş, fakat Theodosios, Attila'ya haraç vererek köle durumuna düşmüştür. Theodosios, kölelik haysiyetini de koruyamamıştır, çünkü efendisi olan Attila'nın canına kıymak istemiştir.")
Memleketimizin adını Turchia, Turchomania olarak koyanlar da biz değiliz; İtalyan gözlemcilerdir. Çünkü tüccar İtalyanlar o tarihte Akdeniz medeniyetinin sözcüleridir. Coğrafya ve dünyayı çok iyi bilirler. Bizim koyduğumuz isim ise Roma İmparatorluğu'dur (İklim-i Rum veya Devlet-i Rum).
... Nitekim IV. Mustafa'nın saltanatına son vermek ve mahpus III. Selim'i yeniden tahta çıkarmak için Rumeli ayanının başında İstanbul'a yürüyen Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa sarayda padişahın ölüsünü bulunca tahta II. Mahmud'u çıkarttı (1808). Yeni padişaha ayanın eyaletlerdeki durumunu hukukileştiren bir belge imzalattırıldı (1809). Sened-i İttifak ... Anayasacılarımızın bir Manga Charta diye nitelendirdikleri bu belge, mevcut feodal adem-i merkeziyetçiliği geç kalmış bir belgelendirme ve kurumlaştırma çabasından başka bir şey değildir. Alemdar'ı yeniçerilerin yok etmesine seyirci kalan padişah, yeniçerileri de kendisi ortadan kaldırdıktan sonra bu belgeyi yok etti ve merkeziyetçi monarşinin tesisi için öngördüğü reformlara girişti. Bu girişimle bir anlamda modern Türkiye'nin kurumlarının ilk temeli atılıyordu.