ey nefis! Sen, Muhabbetini
kendi nefsine sarfediyorsun. Sen, kendi nefsini kendine mabud ve mahbub
yapıyorsun. Herşeyi nefsine feda ediyorsun, âdeta bir nevi Rubûbiyet
veriyorsun. Halbuki Muhabbetin sebebi, ya Kemaldir; zira Kemal Zâtında
sevilir. Yahut menfaattır, yahut lezzettir veyahut hayriyettir, ya bunlar gibi
bir sebeb tahtında Muhabbet edilir. Şimdi ey nefis! Birkaç Sözde kat'î isbat
etmişiz ki; asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, acizden yoğrulmuştur ki;
zulmet, karanlığın derecesi nisbetinde Nurun parlaklığını gösterdiği gibi,
zıddiyet itibariyle sen, onlarla Fâtır-ı Zülcelâl'in Kemal, Cemâl, Kudret ve
Rahmetine âyinedarlık ediyorsun.
Hulefa-i Raşidîn, her biri hem halife hem reisicumhur idi. Sıddık-ı Ekber (ra) Aşere-i Mübeşşere'ye ve sahabe-i Kiram'a elbette reisicumhur hükmünde idi. Fakat manasız isim ve resim değil belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.