Bugün bir şeyi fark ettim. Bazı insanlar kadınları ve kızları oldukları gibi değil, sadece hata yapmadıkları sürece seviyor. Ama bu sevgi mi gerçekten? Bence değil. Sevmek, bir insanı kusursuz olduğu için değil; hatalarıyla, eksikleriyle ve yanlışlarıyla da kabul edebilmektir. Ebeveynlik de böyledir. Çocuklar sadece doğru yaptıklarında değil, hata yaptıklarında da sevgi görmelidir. Erkek biriyle konuştu diye hata olmuyor, kadın bir erkekle konuştu diye hata oluyor. Erkek gece dışarı çıkınca normal görülüyor, kadın çıkınca eleştiriliyor. Erkek için görmezden gelinen şeyler, kadın için bir ömür boyu yargılanma sebebi olabiliyor. Bir erkek birçok ilişki yaşadığında çoğu zaman sessiz kalınırken, aynı şeyi yapan bir kadın için aşağılayıcı kelimeler havada uçuşuyor. Bir davranış yanlışsa herkes için yanlıştır, doğruysa da herkes için doğrudur. İnsanların karakteri cinsiyetlerine göre ölçülmemelidir. Bir de "kocaya kaçma" meselesi var. Aileler kızlarının kaçacağından korkuyor. Peki hiç kendinize şu soruyu sordunuz mu? İyi bir aile oldunuz mu da çocuklarınız sizden uzaklaşmasın? Herkes bunun aşk yüzünden olduğunu sanıyor. Oysa bazen mesele aşk değildir. Bazen mesele anlaşılmamak, dinlenmemek, sürekli baskı görmek ve kendini değersiz hissetmektir. Bazı gençler gözlerini kapatıp başka bir hayata koşuyor. Çünkü bulundukları yerde nefes alamadıklarını düşünüyorlar. Sonunun ne olacağını bilmeseler bile gitmeyi kalmaktan daha iyi görüyorlar. Bir kız evden kaçınca ona sövmek, onu aşağılamak kolaydır. Zor olan, onu o noktaya getiren sebepleri sorgulamaktır. Boşuna "Ev ilk okuldur." dememişler. Çocuklar en çok gördüklerini öğrenir. Siz onlara ne öğretirseniz, büyük ölçüde onu yaşarlar. Kadınlar kusursuz olmak zorunda değil. Kadınlar susmak zorunda değil. Kadınlar birilerinin namus