"Ben bir zamanlar çok mutlu olan, attığı her adımda önünde cennetin açıldığını hisseden ve kalbi tüm dünyaya açık olan insan miyim?Artık o kalp öldü. İçinde hiçbir duygu yok. Gözlerim kurudu. Gözyaşlarımla tazelenmeyen duyularım, artık sadece zihnimi kemiriyor. Hayatın tek büyüsünü kaybettiğim için çok acı çekiyorum.Eskiden beni canlandıran o aktif ve mübarek gücü...Penceremden uzaktaki tepelere baktığımda ve sabah güneşinin, sislerin arasından kendini gösterip, hâlâ sessiz olan doğayı aydınlatmaya başladığını gördüğümde ve söğütlere doğru hafif bir rüzgar esip, yaprakları oynatırken görkemli doğa tüm güzelliğini karşımda sergilediğinde ve bu harikulade güzellik, sevinçten gözlerimden tek bir damla yaşın düşmesine bile neden olmadığında kendimi cennetin kapısında donakalmış, duygusuz ve hareketsiz bir günahkâr gibi hissediyorum.Sık sık dizlerimin üzerine çöküp, Tanrı'ya bana gözyaşı vermesi için yalvarıyorum. Tıpkı toprağı susuzluktan çatlayan bir çiftçinin Tanrı'dan su istemesi gibi.Ancak, Tanrı'nın açgözlü yakarılara güneş ya da yağmur yollamadığını hissediyorum.Ah, artık anıları bile bana ızdırap veren o eski günler neden o kadar güzeldi! O zamanlar Tanrı'nın rahmetini sabırla bekleyip, sonunda bana verdiği hediyeye minnet duyduğum için mi?