Bahri

Bahri
@nasreddin
"Artık yaşayacak bir şey kalmadı Sulhi Bey. Bundan sonraki günleriniz hatırlamakla geçecek."
aslında gizlice her şey bilinir, bilinir de başkası umulur, bilinenden başka olunacağı umulur.
Sayfa 167
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
anlamadıktan sonra ne fark eder, işte bir hal içinde oldum, o da benim ömrüm oldu. ne olduğunu bilmediğim bir şey benim oldu, o da hayatım oldu.
Sayfa 159
Alıntı
zor olmayan tarafı da varmış elbet, hani eskiler derlermiş ya, "bir vakit gelecek, gelecek ki herkesin her şeyi ayan olacak, her şey faş-ı malamat olacak," diye. mecbur kalacakmışsın iyiliğe, amma o vakit de artık iyiliğin kıymeti kalmayacak çiftlik çuprasına dönecekmiş. "'bu deniz mi?'" diye soracakmışsın, bu devirde bunu bile soracakmışsın yine de ama evet de deseler, hayır da deseler inanmayacakmışsın, sormuş olacaksın, çünkü ahmaklığa ezelden alışkınsın, sormadan duramazsın."
Sayfa 142
Alıntı
insan durur durur kırkında sanki olurmuş. bu kırkta olmayana da daha olmaz gözü ile bakılırmış.
Sayfa 122
Alıntı
bir de istanbul müslümanlığı varmış, değil mi, ne de güzelmiş. sevgi ve hürmet varmış, kadınların başı yaş kemale erince şöyle adetten bir eşarpla örtülüverirmiş. ne de güzelmiş bu hanımların diz altı dar eteği ve orman yeşili kısa kollu trikosu, orta topuklu ayakkabısı, elinde kahverengi çantası. kışın yakasında bal kabağının hıyır hıyır olup olmadığını kontrol etmek için taşıdığı ucu kırmızı toplu iğnesi, parmağında düz alyansı. o zaman din yumuşakmış köylüler gelip kendileri gibi sertleştirmiş. elleri gibi, dilleri, gibi, derileri gibi dinleri de sertmiş.
Sayfa 121
Alıntı