Nasyonal El Plan

Nasyonal El Plan
@nasyonelplan
Akçura'nın "Tecelli Günü" Yazısı
Mutasavvıflarca kâinat "Bir" olan "O"nun türlü türlü tecellisidir. Maddeciler aynı fikri kendi dilleriyle tekrar ederler: Yalnız bir "kuvvet" vardır ki "o"nun muhtelif tecelli tarzları kâinatı oluşturur. Türklüğü düşündüğüm zaman hatırıma daima bu teori gelir: Doğu tarihi Türklük denilen bir "kuvvet"in çeşitli tecellilerinden başka bir şey değildir. Bu kuvvet, bazen Uzakdoğu'da tecelli eder, Hıtay hakanlığı olur; bazen bütün Doğu'yu kaplar, Cengiz kağanlığı oluşur; bazen Selçuk padişahlığı namıyla İslam âlemine hükümrandır; bazen Osmanlı sultanlığı unvanı altında eski Roma İmparatorluğu'nun hemen tamamına sahip olur. İşte bu ezeli ve ebedi kuvvetin son zamanlarda yeni bir tecellisine şahit olduk. Türklük bu sefer bir cumhuriyet şeklinde, kadim Anadolu'nun ta göbeğinde tecelli etti; tecelli günü bugündür. Bugünü kutlayalım ve bugünü bize gösteren Ulu Tanrı'ya yükünelim! Türklük kuvveti muhtelif tecellilerinde insanlığın mukadder gelişmesine hizmet eden birer vazifeyi yüklenmişti: Selçuk padişahlığı kurulup da İslam âleminde bir "Türk barışı" sağlanamasaydı, İslam medeniyeti müteakip ilerleme merhalelerine erememiş olacaktı. Cengiz kağanlığı ortaya çıkıp da İslam âlemini dolduran soysuzluk ve rezaletleri ateş ve kanla temizlememiş olsaydı, o medeniyetin son bir semeresi olan Osmanlı medeniyeti meydana gelemeyecekti. Batı Türkleri Bizans'ı çiğneyip Orta Avrupa'ya kadar yürümeselerdi, Batı medeniyetinin temellerinden biri olan "Reformasyon" hareketi bastırılacak ve bunu bastıran taassup kuvveti "Rönesans"ı da olgunlaşmadan boğacaktı. Harbi Umumi'de Türkler Boğaz'ı kapatıp Rus Çarlığı'nı devirmeselerdi, insanlığa yeni bir hayat vaat eden hareket meydana gelemeyecekti. Acaba, Türk Cumhuriyeti, Türk kuvvetinin bu yeni tecellisi, âdemoğullarının mukadderatına tesirli hangi
Sayfa 171·Kitabı okudu
Reklam
Halk Fırkası'nın İlk Ekonomik Vaatleri
Biliyorsunuz ki Halk Fırkası'nın kapsamlı programı henüz yayımlanmamıştır; fırka kapsamlı programında esas olacak nokta lan 9 Umde halinde seçmenlere ilan ederek seçimlere katılmıştır. Bu umdelerden 5, 6, 7 ve 8. umdeler iktisadi meselelerin çözümü, iktisadi buhranın ortadan kaldırılması için fırkanın düşündüğü tedbirlerden bahsediyor. Bu tedbirlerden en ziyade İstanbul halkının önemli bir kısmını, memurlar sınıfını, devlet amelesini alakadar eden iktisadi meseleler hakkında fırkanın vaatlerini birkaç maddeyle özetleyebiliriz: İlk olarak, yetimlerin, dulların, malullerin millet üzerinde kazanılmış hakları vardır; bunların sıkıntı ve sefaletlerine meydan bırakılmayacak şekilde geçimleri temin olunacaktır. İkinci olarak, memurların kademelerinin düzenlenmesi tamamlanacağından, faal, muktedir, dürüst memurlar açıkta kalmayacaklardır. Üçüncü olarak, milli veya yabancı sermayeyle ve devlet girişimiyle kurulacak şirketlerin memurluklarına devlet memurluklarında bulunan muktedir ve dürüst kimseler tercihan yerleştirilecektir. Dördüncü olarak, yedek subaylık yaparak hayatlarının kıymetli bir devresini millet hizmetine vakfetmek dolayısıyla hayatlarını gereği gibi düzenleyemeyen kimselerin hayat ve gelecekleri temin edilecektir.
Sayfa 166·Kitabı okudu
Monarşi / Çoban ve Sürü Teorisi
Eski tabirlerimizde devlet denildiği zaman, mülkün sahibi sayılan padişah ile onun kullanı sayılan devlet erkânı kastolunurdu ki hükümet demekti. Millet -daha doğrusu milletler- ra'iye, yani sürüydü. Çoban olan padişah onların da sahibi, efendisi kabul olunurdu. Çoban sürüsünden faydalanmak için hayvanlara nasıl bakarsa, padişah da ra'iyesine o açıdan bakardı. Hele kötü çobanlar, koyunlarını kurtlara çok kaptırdıktan başka, yalnız süt ve yünüyle kanaat etmeyerek, kesip yemeyi tercih ederlerdi. Ferdi saltanatın en eski teorisi, zannederim ki şu çoban ve sürü teorisidir. Halbuki Şari'-i Â'zam buna karşı "Seyyidü'l-kavmi hâdimühüm" ("Bir kavmin efendisi ona hizmetkar olandır") düsturunu ilan etti. Ra'iye: Otlayan hayvan sürüsü; tebaa. Şari'-i Azam: En büyük şeriat sahibi olan; Hz. Muhammed.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Dincilerle Cima Eylerken Söylenecek Söz
Hazreti Kur'an'ın buyurduğu üzere, düşmanlarımıza kendi silahlarıyla karşılık vermekten gayrı çaremiz yok... Sünnetullah böyle cari olagelmiştir.
Sayfa 152·Kitabı okudu
Dini ve Metafizik Temelli Eğitim Eleştirisi
Efendiler, her dereceden mekteplerimize, medreselerimize girip çıkar ve çocuklarımızın nasıl eğitim ve öğretim gördüklerine dair biraz dikkat edecek olursanız, görürsünüz ki, telkin, eğitim, öğretim tamamen -belki gayet az istisnası vardır- biraz evvel arz ettiğim hayatı anlama tarzımıza göredir. Biz ihtiyarlar dünyaya nasıl bakıyorsak, çocuklarımıza da dünyayı öyle göstermek istiyoruz: Mekteplerde çocuklara gençlere hep metafizik, destansal ve edebi eğitim ve öğretim telkin ediyoruz. Demin dediğim gibi, bu eğitim tamam değildir, noksandır, bir taraflıdır. Milli eğitimimiz tamam olmak için, metafizik, destansal ve edebi eğitim ve öğretimle beraber, maddi, gerçek ve iktisadi eğitim ve öğretim de verilmelidir ve hatta bu son kısım, evvelkisinin önüne alınmalı, ona tercih olunmalıdır. Dikkat edin, efendiler! Metafizik, destansal ve edebi eğitim ve öğretim tamamen ihmal olunsun demek istemiyorum: Bugün hayata en gerçek ve iktisadi bir noktadan bakan İngiltere ve Amerika'da metafizik eğitim ihmal edilmiş değildir; fakat o milletler, bu etkenleri bile, hayatın gerçekliğinin hizmetine koşmaktadırlar. Onlar Incil'e uyarak, "Cumartesi Insan içindir, insan cumartesi için değildir" diyorlar. Kısacası, nazarlarında asli gaye, hayat ve hayatın refahıdır...
Sayfa 151·Kitabı okudu
Reklam