Nasyonal El Plan

Nasyonal El Plan
@nasyonelplan
Bosna ve Sırp müzikleri çok iyi vesselam. Naçizane fikrimdir.
Reklam
Milliyetçiliğin Din ile Birliği
Tarihle az çok uğraşmak, bu sözleri söyleyene ilkönce Üç Tarz-ı Siyaset'i ilham ettiydi. Genel tarihin büyük cereyanlarını göz önünde tutarak Osmanlı tarihi üzerine düşünürken, Osmanlı toplumunun bugün ve gelecekteki toplumsal ve siyasi hareketlerinin üç büyük eksen etrafında döndüğünü ve döneceğini zannetmiştim ki o üç eksen de Osmanlılık, İslamlık ve Türklüktü. Fakat Osmanlılığın o zamanlar bile, yani bundan 14-15 sene evvel bile, artık geçmiş olduğuna ve gelecekteki toplumsal ve siyasi hayatın ancak İslamlık ve Türklük gayelerine yönelebileceğine inanıyordum. Bu kanaat tesiriyledir ki, o zamandan beri fikir sahasındaki naçiz faaliyetim, birbiriyle yalnız uyuşan değil, hatta çoğunlukla birbiriyle iç içe giren bu iki gayeye yaklaşmayı hedeflemiştir. Bahsettiğim iç içe girmişliği görebilmek için, din ve milliyet kavramlarının bugün hayat ve gerçeklikteki tecellilerini olduğu gibi kabul etmek, yani devamlı değişen ve gelişen hayatı soyut tasavvurlara tercih etmek icap eder. Bugün İslam âleminde yaşayan ve gelişen milletler vardır; ve bütün bu milletlerin, milliyet fikirlerinde ırk ve lisan gibi, gelenek ve âdetler gibi çok önemli bir etken de din, yani İslam dinidir.
Sayfa 137·Kitabı okudu
İhtiyaca Dayalı Eğitim
Bu öğretim yılımızda birkaç hoca daha kazandık: Büyük Millet Meclisi üyelerinden Nusret Efendi çağdaş ihtiyaca göre düzenledikleri bir programla "ilahiyat" dersi vereceklerdir. Büyük Millet Meclisi üyelerinden Doktor Tevfik Rüştü Bey" "toplum sağlığı bilgisi" dersini ve muktedir uzmanlarımızdan Doktor Nâzım Şakir Beys "psikoloji" dersini üstlenmişlerdir. Derslerimiz bu sene de, geçen sene olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlarımıza karşılık gelecek bir şekilde, yani hayati bir gaye takip edilerek verilecektir.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Akçura Psikolojik Egoizmi Kabul Ediyor
Zaten efendiler, âcizane görüşüme göre, sanat için sanat teorisi batıl olduğu gibi, sırf ilim için ilim de yoktur; sanat da, ilim de hayat içindir. Sanat da, ilim de ferdi veya toplumsal hayatı sürdürmeye, güçlendirmeye, süslemeye hizmet eder. İnsanlığın her türlü mesaisinde gaye kendisidir: Kâinatın merkezinin, mahlûkların özünün, yaratılmışların gayesinin âdem olup olmadığını henüz araştıramadım; fakat âdem için merkez de, öz de, gaye de ancak âdemdir...
Sayfa 137·Kitabı okudu
İslam'da Demokratik Yapılar
Demokrasi, milli hâkimiyet bir-bir buçuk asırdan beri çok gelişmiş olmakla beraber, son asırların keşiflerinden sayılamaz. Milattan önce demokrasiler vardı. İsviçre beş-altı yüz yıllık bir demokrasidir. Fakat bir cemiyetin aristokrasiden demokrasiye geçişine ve demokrasi teşkilatına ait bizce en iyi misali İslamın bağrındaki vakalar oluşturur. Mekke, İslamın ortaya çıkışından önce Venedik ve Ceneviz gibi tüccar eşraf tarafından idare olunan aristokrat bir cumhuriyetti. Kureyş'in zengin tüccarları, Kureyş'in ileri gelenleri, bir nevi senato demek olan Dârü'n-nedve'de toplanır ve devlet işlerini görüşüp idare ederlerdi. Hakimiyet kuvvetine Nedve ehli sahipti. Üyelerden belli başlıları bazı dini, askeri ve siyasi vazifeleri yapmak imtiyazına kalıtımsal olarak sahipti. Hazreti Peygamber, Allah'tan aldığı emir icabınca iman eden bütün insanların hükümet ve idare işlerinde de hukuken eşit olduklarını ilan edince, Mekke'de, hâkim aristokrasinin yanı başında küçük demokratik bir cemaat, bir demokrasi oluşmuş oldu; ve bu küçük cemaat az bir müddet zarfında büyüyerek, Medine ve Mekkelilerin hemen hepsini kendi içine alarak, o eski aristokratik idarenin yerine demokratik bir devlet kurdu. Müslümanlar İslam devletinin gerçek hâkimidir, hükümdarıdır; bütün Müslümanlar siyasi işlerde, hükümetin idaresinde görüş ve yetki sahibidir. Mekke'nin İslami tarihinde artık Kureyş'in ileri gelenlerinin toplantı yeri olan Dârü'n-nedve yoktur; devlet işleri ve meseleleri camilerde görülür. Müminlerin bizzat imamlık eden seçilmiş emiri yahut onun yerine geçen vekilleri her cuma her camide cemaatle istişare ederler. Cemaatin her ferdi imam veya vekiline görüşünü tam bir hürriyet içinde söyler. Her mümin cuma namazını cemaatle kılmaya, yani müşaverede hazır bulunmaya mecburdur. Cuma namazı farz-ı
Sayfa 130·Kitabı okudu
Reklam