Sizinle tek dileğim bir kadeh rakının yarenliğinde iki çift laf, arada kaybolmaya hazır bir bakış, gözünüzün masaya düşen nuru, sesinizin içimi okşayan tınısı ve tekrar üzerine içeceğim bir yudum rakı… İstanbul’un kayıp bir meyhanesinde, beyaz örtülü, tahtasını göremediğim masanın bir ucunda ben, diğerinde siz.
“Öldürüldüm de ondan bakışım öyle,
Senin o acımasız sözlerin yüreğimi deldi geçti.
Ama sen beni öldürdüğün halde,
Bak nasıl parlıyorsun, saydam küresindeki Venüs gibi.”