Kadınların isyankârlığından öylesine korkulmasının nedeni, bunun, İslam'ın grup psikolojisi açısından en korkulacak şey olan bireysellik iddiası ile olan bağlantısıdır. Kişinin, gruptan ayrı meşru çıkarları, görüşleri ve fikirleri olması anlamına gelen bireysellik, son derece kolektivist olan islam'a yabancı ve aykırı bir kavramdır.
Düşünün, hayatta kalmak için güveneceğiniz ilk insan ölmüş olmanızı istiyor. Bu bir çocuk için ne kadar korkunç, ne kadar travmatik olsa gerek.
Kendinize verdiğiniz değer yok olur; ve yerine kalan acı çok büyük, çekilemeyecek kadar büyüktür. Dolayısıyla yutarsınız, bastırırsınız, gömersiniz. Zaman içerisinde travmanızın asıl sebebiyle bağınız kopar, nedeninin köklerini unutursunuz. Ama bir gün bütün öfke ve acı, bir ejderhanın midesinden fışkıran alev misali tekrar ortaya çıkar ve elinize bir tüfek alırsınız. O öfkeyi artık ölmüş ve unutulmuş babanız üzerinden değil, kocanızdan, hayatınızda babanızın yerine geçmiş olan adamdan, sizi seven ve yatağınızı paylaşan adamdan çıkarırsınız. Onu başından beş kez vurursunuz; muhtemelen neden olduğunu bile bilmeden.
Bunu şimdi anlıyorum. Bazı insanlar, bazı olaylar insanın aklını kaybettiriyor. Giyotin gibiler, hayatını ikiye bölüyorlar: ölü ve diri, öncesi ve sonrası.