t

All i want is the mess around ☆ ⚢/22
Puan vermedi·192 syf.·
2022 18. kitabı
Tüm seriye ayrı ayrı inceleme yazmayı yorucu bulduğum için bu incelemede tüm duygularımı ileteceğim. Öncelikle bu tür var olmayan evrenlerin yaratılmasının çok uzun ve meşakatli bir iş olduğunu düşünüyorum çünkü manga insan üstü varlıklardan olan vampirler hakkında. Ancak konu bakımıyla birçok farklı şeye değinmiş, sanırım bu yüzden oldukça beğendim. Manganın değindiği konulardan bazıları, zorbalık, tarikatlar, sosyopati ve güven. İnsanlığı düşündüğümüzde bunun çok da insanüstü bir kurgu olmadığını anlamamız gerek. İçinde ne kadar farklı şeyler barındırsa da sonuç hep insanların gerçek yüzüne çıkıyor. Serinin ilk 3 kitabında kendimce çok fazla şey bulamadım ancak 4. kitaptan itibaren gidişat fazlaca dikkatimi çekti. Başta Gosho'nun, Sakurane'ye sadece birkaç sözle güvenmesi ve ardından başına gelenler silsilesi biraz düşünmeme sebep oldu. Bunu gerçek dünyaya uyarlamadan edemedim. Yıllar içinde birçok insanla tanışıyoruz, birçok insanla yüz yüze geliyoruz. Ancak bu kişileri gerçekten tanıyor muyuz? Neye güveniyoruz? Bilmiyorum. Belki de bu insanların bahsettiği o görünüş aldanmasından başka bir şey değildir. Denecek tek şey şu ki, güvenilecek kimse yoktur. Tarikatlar kısmına gelirsek bunun dünyanın her yerinde görüldüğüne oldukça eminim. Çünkü insanlar bilgiyi kendileri araştırmaktansa kolay bilgiye ulaşmayı tercih ediyorlar. Bu yüzden bir şeyleri sorgulamadan onlara bağlanmaya başlıyorlar. Mangada bunun için birini suçlamamız gerekir mi emin değilim çünkü küçük bir çocuğun kendisinin bebeklikten beri orada olduğunu söylediğini okudum. Bazen at gözlüklerimizi çıkarmak o kadar da kolay olmaz. Hikâye süresince en üzüldüğüm karakter kesinlikle Gosho oldu. Bir şeyler için sürekli çabalamasına karşın elindeki şeyin hep sıfırda olması ona büyük bir yük vermişti çünkü.
1000Kitap
Happiness, Vol. 10Shuzo Oshimi · Kodansha Comics · 201943 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
yalanlar ve gerçekler üzerine
Puan vermedi·288 syf.·
2021 46. kitabı
Dayatmaların, yalanların ve haksızlığın hüküm sürdüğü bir ülke en fazla ne kadar ayakta kalabilir? Ya da toplum bu şeylere ne kadar süre katlanabilir? Ickabog bizlere insanların huzur içinde yaşadığı Kornukopya'nın bir yalan ile gerçekleşen değişimini, etkilerini ve sonuçlarını anlatıyor. Ickabog bir şehir efsanesi olmaktan çıkıp, toplumu korkutan bir etkene dönüştürüldüğünde, Kornukopya'da işler değişiyor. Bunun nedeni ise Tükrer'in yalanı. Bir küçük yalan, devletin sonunu getirebilir diyor kitap bizlere. Kitap masalların genel özelliğine sahip, bu yüzden mutlu bir sonla bitiyor ancak bu durumu gerçeğe uyarlarsak (Günümüz ülkelerini düşününce pek zor olmasa gerek) bu masalın yıkıcı etkisini görebiliyorsunuz. Belki de masal, insanlar aracılığıyla gerçeğe aktarılıyordur, kim bilir? Kitapta sevdiğim bir diğer özellik çizimlerin tamamının farklı çocuklar tarafından yapılmış olması. Açıkçası bazı çocukların benden çok daha iyi bir çizer olması, başka bir çizer olarak onları biraz (!) kıskanmama neden oldu. Üstelik bu çizimler kitap akışıyla oldukça uyumlu. Göze batmıyor ve oldukça güzeller. Kitabı konu bakımından özetlemek istersek, şunlara ulaşıyoruz; bir devletin başına koyduğunuz insan geleceğinizi belirler. O ve yanındakiler ne kadar güvenilir olursa olsun her zaman bir şüpheci kesim vardır ki, bunda haklılardır. Son olarak doğru bildiğimiz ve gözümüzü korkutan yanlışların asıl yüzleri çok farklı olabilir. Tıpkı Ickabog'un efsanelerdeki gibi kötü bir yaratık değil, iyi bir yaratık olması gibi. J.K Rowling'den beklenen performansın altında olmasına karşın, okuması eğlenceli bir kitap. Ancak benim gibi 38 ₺ vermenizi gerektirecek bir özelliği yok. Daha ucuza bulursanız, kitaplığınızı güzelleştirebilir. Şimdiden herkese iyi okumalar diliyorum.
Edebiyat
IckabogJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 20211,545 okunma
8/10
·496 syf.·
2020 42. kitabı
"Bu dünyada bir kız olmak yeterince zor, üstüne bir de dünyada teninde yaralar olan bir kız olmayı deneyin." Kitabın başı, ortası ve sonu aslında çok net. Bazı yerlerde sıkılsam bile, devam ettim çünkü Louisa'nın dediği gibi, insanların bu kızları bilmesi gerekiyor. Kendim gibi kızları görmek için okudum bu kitabı. Acılarını tenlerine kazıyan kızlar. Charlie'de bunlardan yalnızca biri. Karakterimiz Charlie, o berbat hayatından sıyrılıp yeni hayatına başlamaya çalışıyor. Ama hayat zor, hayat bu kızlar için daha zor. Çünkü kesmek istemiyorlar. Kesmek istemiyoruz. Bu havalı olmak için, insanların gözüne sokmak için yapılan bir şey değil. Bu gerçekten acı çeken insanların (çünkü acı çeken yalnız bir kız olmak zorunda değil.) kendini iyi hissetmeye çalışmalarının sonucu. Yaşadıkları, yaşadıklarımızın bizi ne kadar etkilediğinin açık bir göstergesidir. Bu bir şov değil, bu bir yardım çığlığıdır, bu bizim gibilerin kendinden kaçmasının tek yoludur. Paramparça Bir Kız, eğer bu tür şeyler yapmıyorsanız, yapmaya çalışmadıysanız, aklınıza bile gelmediyse anlayacağınız bir kitap değil. Ya da kitabı anlamanız için kendinizi onlardan biri olarak görmeniz, acıyı içinizde hissetmeniz gerekiyor. Dünyanın, vücudundaki yaralı kızlarından biri... Son olarak değineceğim şey, kendine zarar verenlere kişilere, Charlie'ye, bana veya birbirimize benzeyenlere seslenmek. Bunu yapmayın, diyemem sizlere. Bu çok ucuz bir cümle olur. Ama düzelmek için her şeyi yapın, diyebilirim. Bu lanetten kurtulmak için kendi yolunuzu bulun! En doğrusu bu. Kız, erkek fark etmez. Acı acıdır ve bizleri biz yapar. Bunu söylemekten asla vazgeçmeyeceğim: "Kurtulmanızın tek yolu, onlara bu hayatın SİZE ait olduğunu kanıtlamaktır." Hepinizin daha iyi olması dileğiyle.
1000Kitap
Paramparça Bir KızKathleen Glasgow · Martı Yayınları · 2019310 okunma
Spoiler içerir.
Puan vermedi·120 syf.·
2020 23. kitabı
İnsan zihni ne kadar oyun oynayabilir sahibine? Hayal gücümüz, duyduklarımız, gördükledimiz bilinçaltımıza nasıl yansır en fazla? Kurtuluş nerelerden gerçekleşir? Nasıl gerçekleşir? Boşlukta Uyanmak o kadar derin bir kitap ki incecik olmasına karşın, zihninize, benliğinize etkisi çok büyük. Kitabın sonuna kadar bir delinin işkence gibi geçen günlerini okuyor sanıyorsunuz kendinizi. Son sayfanın son cümlesini okuduğunuz an, şaşıp etrafa bakıyorsunuz bir süre, balık gibi bakmanız ise yüksek bir ihtimal. Kitabın her cümlesi hatta her kelimesi insan zihninin tabiri caizse ne kadar iğrenç yerlere gidebileceğini gösteriyor. Kurtuluş, bu kitapta temel. Mikail oradan çıkamazsa, ölür, ölürdü. Son cümleyi bitirdiğinizde görüyorsunuz her şeyi. Baştaki o deliliğin, aklı karışıklığın yerini netlik alıyor. Sona yumuşak bir geçiş yok bu kitapta. Kurtuluş çok keskin. İnsan zihninin aslında karanlık bir evren olduğunu çok net anlatan yazar sayesinde, kendimi araba çarpmış gibi hissettim. Deli miyim bilmiyorum. Ama herkesin içinde yattığını öğrendim. Sonra kitap bana şöyle söyledi: "Normaller en deli olanlardır." henüz 7 yaşında duymamam gereken şeyler duydum, görmemem gereken şeyler gördüm. Saat üç buçukta hayatıma sesler girdi. Ama umuyorum ki kimseye olmaz bunlar. Kimsenin zihni bu şekilde, henüz küçük bir çocukken hem de, dolmamalı. Eğer kötü bir ruh hâlinde değilseniz kitabı okuyun. Kötüyse de okuyun, nasılsa hepsi bir oyundan ibaret. Merak etmeyin, geçecek.
1000Kitap
Boşlukta UyanmakBurak Parmaksız · İthaki Yayınları · 2019685 okunma
Puan vermedi·368 syf.·
2020 22. kitabı
Ödünç aldığım bir kitabın incelemesiyle karşınızdayım. Söylemeyeceğine Söz Ver, insanın içinde acı hisler uyandıran, biraz da tüyleri diken diken eden ama özünde basmakalıp bir yazarın basmakalıp bir eseri niteliğinde. Kitabın konusu, karakterleri çok hoş. Zorbalığa karşı sessiz kalan Patates Kız'ın, öz adıyla Del'in, öldürülmesi ve ruhunun kasabadan ayrılmayışı üzerine. Baş karakterimiz Katie, yasak aşk niteliğindeki arkadaşlığını dışlanma korkusuyla ki zaten dışlanıyor, kimseye anlatmıyor. Üstüne Del'e yapılan zorbalıklara sürü psikolojisi nedeniyle destek çıkıyor. Kalp kırıcı, empatiden yoksun değilseniz, inciniyorsunuz. Sayfaları değiştirirken ve Tori adlı kızın ölümünden sonra, olay örgüsünü çıkarmak açıkçası pek zor değil. Kitap güzel ama bu tür kitaplara baktığımda olay örgüsü aynı düzeyde. Ancak çocukların ne kadar acımasız olabileceğini, her ruhun kötü niyetli olmadığının, dünya üzerinde her zaman birtakım şerefsizler olacağının geniş anlatımı olmuş. Özet geçilecek olursa, kitabın konusu ve karakterlerinin güzel olmasının yanında, olay örgüsü, kimin ne yapacağı fazla ortada. Kitabın tek bir dönüm noktası var, onu da söylemiyorum tabii. Eğer romanın sonundaki kitap tanıtımlarını okursanız, yazarın tüm kitaplarının benzer olduğunu göreceksiniz, Sarah Jio misali, açıkçası ben artık bunu eksiklik olarak görüyorum. Okuma alışkanlığı gelişmemiş olanlara bu tür kitapları tavsiye etmiyorum. Daha çok aralarda çerez olarak okunması gereken bir kitap. Yine de okumak isteyenler için, bu türlere fazla bağlanmamalarını öneririm.
1000Kitap
Söylemeyeceğine Söz VerJennifer McMahon · Ephesus Yayınları · 20161,996 okunma