Bir çift öküz = Bir tutam mutluluk
9/10
·115 syf.··
2026 45. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:05
Türk klasikleri içerisinde konusu İstanbul dışında işlenmiş nadide eserlerden birisi: Karabibik Şaşalı İstanbul konaklarında büyüyen beyefendi ve hanımların aşk hayatı yerine, gariban köylünün yaşadığı gündelik sıkıntıları konu alan hikayemizin ana kahramanı Karabibik... Karabibik ağabeyimiz; eşi vefat etmiş, yaşça büyük ve henüz evlenememiş kızı Huri ile birlikte yaşayan, aşağı yukarı bir dönüm tarlasını zorlukla ekip nasibini çıkarmaya çalışan biridir. Hikaye içerisindeki diyalogların yörenin şivesiyle aktarılmış olması, beni okurken birçok kez gülümsetti. Ayrıca Nabizâde Nâzım’ın, görevi mahiyetiyle coğrafyamızın birçok yerini görmüş olması, bu eserinde gözlemlerini ne kadar ustaca kaleme aldığını açıkça gösteriyor. Çok kısa ama tadı damağınızda kalacak bir eser, eminim. :)
Edebiyat
KarabibikNabizade Nazım · Kitapzamanı Yayınları · 201011,9bin okunma
Ela Gözlü Pars Celile
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:49
Osmanlı’nın son demleri, Cumhuriyetin ilk yılları.. Nazım Hikmet’in annesi, Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamı olan Celile Uğuraldım’ın biyografisini sunan bir Osman Balcıgil romanı. Dönemin siyasi olayları, milli mücadelesi bunun yanı sıra hayal kırıklıklarıyla son bulan aşklar.. Kitaba başlayınca o dönemin içine çekildiğinizi hissettiren anlatımı, Yahya Kemal, Halide Edip, Yakup Kadri ve bir çok isimle karşılacağınız, Nazım’ın zorlu geçen dönemlerine karşılık her daim arkasında duran ve savaşan annesi Celile.. Acaba ne olacak derken sonunda kitabın bittiğini farkedeceğiniz bir kitap. Ela gözlü pars Celile, her zaman aklımın bir köşesinde kalacaksın. Osman Balcıgil
1000Kitap
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Reklam
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
8/10
·160 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:05
Türk edebiyatındaki ilk psikolojik roman olması sebebiyle önemli bir yer tutmaktadır .Bu kitap gerçekten çok etkileyici bir konusu olduğunu söyleyebilirim. Zehra, Suphi, Sırrıcemal, Ürani. Söyle bir söz var ya insan yaşattığını yaşamadan ölmez diye gerçekten Suphi için bu böyle de oldu. İnsanın kafasında kurduğu düşünceler gerçek olma ihtimallerini düşündükçe onu belki de bir hiçliğe sürüklüyordu. Zehra da bunu anlatıyordu insan kafasında kuruyor gerçek olduğunda ise ne kadar kurmuş olsa dahi başına geldiğinde bambaşka şeylerle karşılaşıyor. Ama bu kitapta Ben en çok kadınlara üzüldüm Suphi bir şekilde hayatını yaşamaya devam etti. Ama ona da yaşamak denirse.
ZehraNabizade Nazım · Yason Yayıncılık · 201515,3bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 71. kitabı
Bir insan ömrü boyunca kaç kez yeniden başlamayı göze alabilir? Vartan İhmalyan’ın hayatını okurken aklıma en çok bu soru geldi. Konya’da başlayan bir çocukluk, İstanbul yılları, Fransa, İngiltere, Macaristan, Çin ve Sovyetler Birliği derken sürekli değişen şehirler var. Ama kitap yalnızca bir yolculuk anlatmıyor. Gidilen yerlerden çok, o yolların üzerinde karşılaşılan insanları anlatıyor. En sevdiğim bölümler çocukluk anıları oldu. Kardeşi için sakladığı çikolatalar, okul günleri, öğretmenleri, ilk kez denizi görüşü, mahalledeki insanlar… Sonra yıllar geçiyor; Nazım Hikmet çıkıyor karşımıza, parti çalışmaları başlıyor, gözaltılar, sorgular ve sürgün yılları geliyor. Buna rağmen anlatının içinde hep aynı insan kalıyor. Çocukken etrafını merakla izleyen o çocuk, büyüdüğünde de karşısındaki insanları dikkatle dinlemeye devam ediyor. Kitapta siyasi olaylar elbette önemli bir yer tutuyor. Fakat ben okurken en çok dostlukların, sohbetlerin ve karşılaşmaların üzerinde durdum. Bir tren yolculuğunda tanışılan biri, yıllar sonra yeniden karşılaşılan bir dost, başka bir ülkede kapısını açan bir akraba… Bazen birkaç sayfalık bir anı, uzun siyasi tartışmalardan daha fazla yer kapladı zihnimde. Jak İhmalyan da kitap boyunca sık sık karşıma çıkan isimlerden biri oldu. Resimleriyle, dostlarının anlattıklarıyla ve ağabeyinin ondan söz ettiği bölümlerle onu biraz daha yakından tanıdım. Kitap bittiğinde Vartan İhmalyan kadar kardeşini de tanıyormuşum gibi geldi.
Bir Yaşam ÖyküsüVartan İhmalyan · Cem Yayınevi · 201211 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 70. kitabı
Bir insanın yazdığı eserler yıllar sonra hala yolculuğuna devam edebilir mi? Bu kitabı okurken Nâzım Hikmet’in şiirlerinden çok başka bir tarafını gördüm. Sayfalar boyunca oyunlar, provalar, sahneler, mektuplar ve tiyatrolar arasında dolaştım. Bazen bir oyunun yazılmasından çok, sahneye çıkabilmesi için verilen uğraş dikkatimi çekti. Demokles’in Kılıcı’ndan İstasyon’a, Kör Padişah’tan Herşeye Rağmen’e kadar pek çok oyundan söz ediliyor. Ama ben en çok oyunların perde açıldıktan sonra da yaşamayı sürdürmesini sevdim. Bir yerde seyirciler alkışlıyor, başka bir yerde bir yönetmen metin üzerine uzun uzun konuşuyor, yıllar sonra başka bir şehirde aynı oyun yeniden sahneleniyor. Mektuplar da kitabın sevdiğim taraflarından biri oldu. Bazen bir oyunun sahnelenmesini bekleyen, bazen gelen haberlere sevinen, bazen de hayal kırıklığı yaşayan bir Nâzım okudum. Bu sayfalarda şair kimliğinin yanında, emeğinin karşılığını görmek isteyen bir insan da vardı. Yalnızca oyunları değil, o oyunların çevresindeki insanları da tanıdım. Yönetmenler, oyuncular, çevirmenler, dostları derken kitap beklediğimden daha kalabalık bir yere açıldı. Nâzım Hikmet’i yıllardır şiirleriyle tanıyordum ama bu kez sahne arkasında koşturan, oyunlarının peşini bırakmayan başka bir Nâzım’la karşılaştım.
Nazım Hikmet ve TiyatrosuAntonina Sverçevskaya · Cem Yayınevi · 20037 okunma
Reklam
Reklam