Gözlerine göm beni
Ay gecelerde
Kar altında buzlar üşüsün
İşte o buzlara göm
Ya da
Nasıl olursa olsun
Kırmızıdan turuncuya
Maviden mora doğru akan
Upuzun bir ırmağa
Ya da
Bakarsın, sinsice sızarım kanına Alyuvarlarına, akyuvarlarına
Kalbinin donduğu yere
O derin korkuya
Göm beni
Ya da
Hayata
Melek
“Yemeyeceğim”
Tahir
“Ne demek yemeyeceğum ula”
“Adamın asabını bozma da ye şuni “
Melek
“Bana ne! Benimle konuşmayan adamın yaptığı çorbayı ne diye içeçekmişim?”
Tahir
“Çorbayı o adam ettu diye içeçesun”
“Serhan dedi sıla mizgaliye gitmiş hava durumindan haberun varmidur var İsa kar gelecek kar gelmeden soğuğu gelur haburalara o da fenadur”
Melek
“Haa..””Sabah beni donmuş şekilde bulup üzerime işeyerek çözmek zorunda kalmasınlar diye gelip sobayı yaktın sende”
Tahir
“He”
“Çorbayu da ettum ama hanimefendi içmey yaptığı yetmezmiş gibi bir de naz yapay!”
Melek
“İstediğimi yaparım!””çok mu geldi nazım sana?Çek diyen yok zaten dağ ayısı!”
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin
nurunu,
bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,
ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında
düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!
Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!
En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini,
günün birinde, mesela, Amerika\'ya ciro ederler onu
seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!
Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in,
günün birinde, diyelim ki, Kore'ye gönderilebilirsin,
büyük hürriyetinle bir çukuru
doldurulabilirsin,
meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!