öncelikle yazarın ilk okuduğum kitabı. yazılış biçimi, olayları olduğu gibi anlatışı, arada beliren paragraf içindeki fikirler, diğer karakterlerin düşüncelerinin verilmesi farklıydı ve okurken benim hoşuma gitti. akıcı, sürüp giden bir kitaptı.
sanırım ödev içindi, lise yıllarında okumuştum ama hiç hatırlamıyordum. ama bu sefer okuyup karakterin 28 yaşında olduğunu gördüğümde şaşırdım. şu an tam 28 yaşındayım ve ilk okuduğum yıllardan aklımda çok büyük biri kalmıştı.
aslında bu yaşlarda hepimiz C gibi arayışlardayız. hepimiz hayatta ne istediğimizi, ne yapacağımı düşünüp koşturup duruyoruz. tabi onun durumu biraz daha farklı.
en belirgin özelliği farklılık isteği. basmakalıp her şeyi bayağı ve anlamsız buluyor. toplumda yer etmiş düşüncelerden, hareketlerden, sıradan olan her şeyden kaçıyor. tam tersi olmak istiyor. bunun için de kendini dışlıyor, yalnızlaştırıyor. kendi içinde de insanları dışlıyor.
ilerleyen bölümlerde anlıyoruz ki -sarhoş olduğunda içindekini olduğu gibi anlatıyor- tutanağı sevgi. onun gibi düşünen, onu olduğu gibi anlayacak, ona gerçek sevgiyi verecek o kişiyi arıyor. onu bulduğunda her şeyin anlamını bulacağından emin. oluşturduğu bu yalnızlığı o bir kişiyle giderecek. başka kimseye gerek kalmadan, başkalarına benzemeden yaşayacaklar. amacı bu ve bunun peşinden gidiyor.
anladığım kadarıyla o kişi de B. en çok dikkatimi çeken B nin de C gibi sokak isimlerinin veriliş hikayesini düşünüyordu. B ile kitapta sürekli teğet geçiyorlar. ama aslında tezat olan kısım da şu, kendini yalnızlaştırdığı için B ile hiç karşılaşamadı aslında. Sadık onu eve çağırdığında gitseydi, tanıştırdığında başka şeylerle meşgul olmasaydı çoktan bulacaktı onu. diğer insanlardan kaçması Byi bulmasını da zorlaştırdı.
insanları yenilikten korkmakla, alışmakla suçluyor.