Milli Eğitim Şûrası'nda birkaç öğretmen. Dünkü edebiyata sövüp saymışlar. Fuzuli'yi, Baki'yi batırmışlar.. Bunlar Fuzuli'den bir mısraı bile anlamayacak kadar aşağı olan cahillerdir.
Ellerini kenetleyen Emily, “Keşke, keşke İncil’deki yaramaz çocukları yiyen ayılar gelip sizi yese,” diye düşündü.
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dzyan Kitabı'nın, bugünkü Küba ve Florida dolaylarında batmış olan çok geniş kara parçalarından söz ettiği söylenir. Bugüne kadar efsanevi Atlantis'in nerede olduğu bulunamamıştır. Atlantis'le Dizayn Kitabı'nda anlatılan Batık ülkelerin aynı olması çok muhtemeldir .
Sayfa 64·Kitabı okuyor
1000Kitap
Kliniklerde, okullarda, hastanelerde ve polis merkezlerinde görülen istismar ve ihmal geçmişi olan sorunlu çocukların durumunda ise davranışlarının travmatik kökenleri çok belirgin değildir, kendilerine sorulduğunda dahi dövüldüklerini, terk edildiklerini ya da tacize uğradıklarını anlatmazlar. Ulusal Çocuk Travmatik Stres Ağı'nda görülen travma yaşamış çocukların yüzde seksen ikisi, TSSB için tanı ölçütlerini karşılamamaktadır. Içlerine kapandıkları, şüpheci ya da saldırgan oldukları için bu çocuklara "Bu çocuk benden nefret ediyor ve ona söylediğim hiçbir şeyi yapmıyor." anlamına gelen "karşıt olma karşı gelme bozukluğu" ya da yıkıcı öfke nöbetleri geçirdiği anlamına gelen "yıkıcı duygu durumu düzenleyememe bozukluğu" gibi sözde bilimsel tanılar konmaktadır. Pek çok problemi olan bu çocuklar zaman içinde çeşitli tanıları biriktirir. Yirmili yaşlara gelmeden, bu çocuklara dört, beş, altı ya da daha fazla etkileyici ancak anlamsız etiketler takılır. Tedavi alırlarsa, yönetilme yöntemi olarak yayınlanan ne ise onu alırlar: İlaç tedavisi, davranış değişikliği ya da maruz bırakma tedavisi. Bu nadiren işe yarar ve genellikle daha fazla hasara neden olur.
Sayfa 157·Kitabı okuyor
Aslında her şey bir yana, geri dönüp emeklilik yaşı gelinceye kadar Darlington Malikanesi'nde hizmet verme düşüncesinin, boşa harcanmışlık duygusunun egemen olmaya başladığı bir hayata gerçek bir avuntu sunmaması için hiçbir neden göremiyorum.
Sayfa 46 - Başuşak Stevens·Kitabı okuyor
Sarıkamış :(
Binbaşı Adnan'a gözlerini dikti, "Bey" dedi: "Asker karlı arazide yirmi beş kilometre yürür. Halbuki askeri, Sarıkamış Harbi'nde Enver Paşa kırk beş kilometre yürüttü." Adnan elifi üç kere uzatarak: "Caaanım efendim" dedi; "Marne muharebesinde Alman askeri günde altmış kilometre yapmıştı." Binbaşı, "Bey, Bey" dedi; "Türk askeri Allahuekber Dağı'nda yürüdü; Alman askerleri Marne meydanında ... " Binbaşı sustu. Adnan'ın gözlerinin içine baktı: "Allahuekber Dağı'ndan ahret görünür, Marne'dan Paris! .. Sarıkamış bize 90 bin ölüye mal oldu. Bu ölüler Şark vilayetlerinin yayla çocuklarıdır: Uzun boylu, geniş omuzlu ölüler! .. Emin ol Bey, Pamir yaylasında bu kadar gürbüz Türk yetişmemiştir. Az millet Allah'ına bu kadar dinç ölü göndermiştir. " Binbaşı belli etmeyerek gözlerinin ucunu sildi. Utandı. Çocukluk devri hayattan sayılmazsa binbaşı ömründe ilk defa ağlıyordu. Adnan, hiç sevmediği Enver Paşa'nın ne yaptığını -kendi bir şey söylemeden misafirlerinin öğreneceğine sevinerek- sordu. Binbaşı içini çekti, "Ne mi yaptı? Kaçtı!" dedi; "kızaktan otomobile kadar bütün nakil vasıtalarına binerek kaçtı!"
Sayfa 430 - 4. Basım: Aralık 2024 Everest Yayınları
Alıntı