“Bir insanın gerçek değeri, yalnız kaldığında ne yaptığıyla daha iyi anlaşılır.” Arthur Schopenhauer
Salçalı makarna aşkına ne güzel bir gün böyle Gümbür gümbür günaydınnnnn ☀️ 🌞 🙃
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
(Rüya) (Lilith bir masada takım elbiseli bir adamla konuşuyordu. Adam bütün statüsüne ve konumuna rağmen ayakta duruyordu. Lilith ise oturuyor adamla dalga geçiyordu.) Adam: Ailemi bağışla Sana ne zararımız var ? Lilith:Benle ilgili bir durum yok Eğer olsaydı şuan yaşıyor olmazdın Hatta sadece sen değil Kesimin zararlı senin Orda burda “ayrım yapmak kötüdür hepimiz biriz” diye çığırır örnek insanlar olduğunuzu idda edersiniz Oysa bütün dümen nezaketinizle - ayrım yapmıyoruz yalanını sızdırmadığınızı zannedip- gelir seviyesine göre insanları sınıflandırır sizden az kazananları -küçük- görür tepeden bakarsınız. Oysa küçük gördüklerinizin çoğu insan olabilmiştir siz ise yalnızca - Nezaketi bütün-Leş kargalarısınız - En iyinizin kokain kadar beyaz olduğuna eminim. Manevi meselelerin birini ele aldım sadece maddi meselelere girmeyeceğim. ne ekonomi profesörüyüm ne de bir kominist Ben katillerin en güzeliyim (Adam tedirgin oldu Lilith ise gülerek) Adam: Ba(Lilith sözünü kesti) Lilith:İnsan ayırmadan alayınızın kurşuna dizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle dünya bir nebze de olsa lanetinden arınır Ve bende ömürlük sevgilimle kaybolurum şöyle bilinmezlere doğru Adam: Bu düşmanlığının sebebi ne ? Çekemediğin için mi ? Lilith:Çekememek mi ? Ben daha 16 yaşındayken senden çok daha varlıklı adamları parmağımda oynatıyordum Ne kadar çekemiyo olabilirim ki seni ? Derdim zenginleşmek olsaydı bugün bu konuşmayı Lilithle değil de Prenses Caroline ile yapıyor olurdun.
Edebiyat
İnsanları özgür bırakın. Bırakın ki ne oldukları belli olsun
ne gelir elimizden insan olmaktan başka..
Taşırım: Ölümü. İçimde bir yerde. Nerede. Bilmem. Gider. Götürür de. Gideriz..
Güç, Servet ve Mahremiyet: Küresel Siyaset Sosyolojisinde Nüfuz Ticareti ve Akraba Kayırmacılığı İnsanlık tarihi, gücün doğası ile o gücü elinde bulunduran odakların mülkiyet ilişkileri arasındaki gerilimin tarihidir. Güç, yapısı gereği merkezîleşme ve etrafında korunaklı bir elit tabaka yaratma eğilimindedir. Siyasi otoritenin, toplumsal kaynakları dağıtma yetkisini elinde bulundurması, iktidar sahiplerinin yakın çevreleri, hısımları ve çocukları için her dönemde doğal bir ekonomik cazibe merkezi doğurmuştur. Farklı coğrafyalarda, değişen rejimlerde ve hatta yüzyıllar arasında bile bu temel rasyonalite değişmemiştir. Doğu’dan Batı’ya, gelişmekte olan demokrasilerden kurumsallaşmasını tamamladığını iddia eden modern devletlere kadar, "güce yakın olanın kaynaktan pay alması" olgusu evrensel bir insan tabiatı ve sistem zaafı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’nin yüz yıllık siyasi geçmişinden modern Amerikan demokrasisinin güncel krizlerine kadar uzanan süreç, bu evrensel kuralın yapısal mekanizmalarını incelemek adına zengin bir zemin sunmaktadır. Kamusal figürlerin ve onların ailelerinin özel hayat sınırları, demokratik ve hukuki toplumlarda sıradan vatandaşlara kıyasla her zaman daha esnek bir zeminde tartışılmıştır. Siyasetçilerin, üst düzey yöneticilerin veya popüler kültür ikonlarının attığı adımlar, şeffaflık ilkesi gereği kamuoyunun incelemesine ve eleştirisine açıktır. Ancak bu esneklik, bireysel mahremiyet haklarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bireylerin rızaya dayalı özel yaşam tercihleri, cinsel yönelimleri veya sağlık durumları, toplumsal bir zarara ya da kamusal bir suç unsuruna yol açmadığı müddetçe en temel insan haklarından biri olan özel hayatın gizliliği kapsamında korunmalıdır. Dijital çağın getirdiği dönüşümle birlikte,
Sosyoloji