Dün bacımla sabah Fatih'ten 3 koca poşet alıp arabayla Bağcılar'da ki Palmiye Yayınları'nın deposuna gittik. Bu poşetlerde mühür, ufak seccade ve yabancı dillerde ilmi hikâyeler, kitaplar var. Kardeşimle beraber bunları kolileyip kargoya hazır hâle getirecektik. Bu kargolar yabancı ülkeye gidecekti. Yığınla mühür ve seccade koliledik. Kardeşim dedi ki: "Ulan elin ülkesinde ne var? Hz. Masume'nin haremine bile bu kadar mühür gitmemiştir" diye. Onun evvelinde Fatih'in labirentliği ve trafiğiyle de cebelleştik. İşte abi kardeş bir tarafımızı yırtıyoruz millet Ehlibeyt'i tanısın diye ama milletin İran sanrısı var. Bugün bu yaşadığımız olayı düşündüm. Allah'ın hakkımızda hayırlı gördüğünün imtihanı bu... Daha yazacak şey var da deli muamelesi görürüm.