İlmek İlmek İşlenen Bir Dostluk, Ruhumuza Dokunan Bir Yama
10/10
·368 syf.··
2026 111. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:31
Kitabı az önce gözyaşlarıyla bitirdim ve sıcağı sıcağına buraya koştum... :) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ankara’yı bilen ve seven biri olarak; o sokakları, eski mahalle kültürünü, çocukluğumuzun o her şeyi paylaşan samimi havasını öyle hissederek, öyle içime çekerek okudum ki anlatamam. Efser ve Sedef... Çocukluktan beri iyi ve kötü ne varsa birlikte göğüsleyen, zamanla adeta adımları birbirine karışmış iki can dost. Kalabalık, misafiri eksik olmayan evlerde büyüyenlerin çok iyi bildiği bir durum vardır, hani giysilerden tutun saç fırçasına kadar her şey ortaktır. İşte Efserlerin evi öyle bir ev. Sedeflerin evi ise anne baba ve çocuktan oluşan sessiz, sakin bir çekirdek aile. İkisinin aralarındaki o bağ ise birbirine kök salmış bir dostluk bağı. Kitap sadece tatlı bir çocukluk nostaljisi ya da dostluk hikayesi değil bu arada. Arka planda 1970'lerden 1990'lara uzanan, Türkiye'nin o en gergin, en sancılı yıllarını da anlatıyor. O dönemin siyasi çalkantıları, sağ-sol çatışmaları, sokaklardaki o tekinsiz hava ve ailelerin yaşadığı endişeler hikayenin içine o kadar iyi yedirilmiş ki... Hatta Efser’in abisinin adının Devrim olması yüzünden akrabaların arkasından fısıldaşması, o yaşlarda "komünist" kelimesinin ne anlama geldiğini bile tam çözemeyen bir çocuğun gözünden anlatılan o bölümler dönemin ruhunu çok iyi özetliyor. Memleket siyaseten bölünüp savrulurken, Efser ve Sedef’in dostluğu adeta fırtınada sığınılacak tek liman oluyor kendilerine. Fazla detaya girip büyüyü bozmak istemiyorum ama beni etkileyen bir bölümlerden birine değinmeden geçemeyeceğim. Çaresizliğin dalga dalga her yeri sardığı bu bölümde; Efser’in ninesine ait bir ninniyi Sedef onun kulağına eğilip titrek bir sesle fısıldamaya başladığında Efser’in hayata tutunması o kadar içime dokunan bir bölüm
1000Kitap
Kırk YamaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025402 okunma
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 163. kitabı
𝙷𝙴𝚂𝙰𝙿𝙻𝙰𝚂̧𝙼𝙰 𝙾𝚏-𝙲𝚊𝚖𝚙𝚞𝚜 𝚂𝚎𝚛𝚒𝚜𝚒 3 Herkese selamlar... Bugün sizlere severek okuduğum seriden üçüncü kitap ile geldim. Ahhh Of-Campus evrenine gerçekten ve de gerçekten bayıldım. İyi ki de hemen bir ardından üçü okudum. Seriyi peşpeşe okumaya kararlıydım ve öyle de devam ediyorum hadi bakalım hayırlısı. Eee uzun zamandır bu tarz okumayınca güzel de olunca elimde varken neden bekleyim ama değil mi? Dizisini her ne kadar şu aralar epey popüler olsa da ben yine de kitapları ile kalırım o keyfi ve tadı üst seviyede bırakırım fikrimde de hala kararlıyım Ve tabi ki uyarımızı yapalım serimiz yetişkin içerikli. İlk kitapta daha az seviyede ikinci kitapta epey olsa da bu kitapta aşmıştı . Eee söz konusu Dean olunca Ama yazarın bir parça Dean'cı olduğunu anlamamak zor değil sanki Abartmış ve karartmış mük olmuş iyi ki Dean'ı yazmış Ama diğer kitaplarda olduğu gibi alt metinde de oldukça güzel noktalara değinmişti yine kalbimi kazandı. Allie Hayes ve Dean Heyward-Di Laurentis Allie oyuncu olmak isteyen genç bir kadındır. Sevgilisi ile son olarak ayrılmaya ise kesinlikle kararlıdır. Kendini üstün gören ve Allie'yi önemsemeyen Sean ile ayrılır ama genç adam ısrarcıdır. Eee uzun süre ki bu yaklaşık dört yıldır olunca onun ne yapacağını bildiği gibi kaldığı yere de geleceğini ısrar edeceğini bilen Allie bir yol arar. Bunun için arkadaşı Hannah(Anlaşma kitabından) dan yardım ister ve ona Hannah'ın sevgilisi Garretr'ten fikir gelir. Onun kaldığı eve gidip misafir olacaktır. Ama bir dakika ev yalnızca ona ait değildir! Dean siyasi bilimler okuyan aynı zamanda buz hokeyi oynayan ve herkesin bildiği gibi yürüyen bir ilişki makinesidir. Utanma , sıkılma ve çekinme olmadan her yerde çiftleşebilen adamımız hem zengin hem de el bebek gül bebek büyümüştür. Reddedilmeye de asla alışık
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20171,767 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·215 syf.·
2026 27. kitabı
Frank Furedi'nin 2004'te kaleme aldığı, Türkçeye 2010'da Erkan Koca çevirisiyle kazandırılan bu kitap, ilk bakışta bir nostalji metnine benziyor: "nerede o eski entelektüeller?" sorusunu sorduğunda, çoğu okur kapağı kapatmadan önce gözünü deviriyor olabilir. Çünkü bu soruyu soran her kalem, biraz da geçmişin kült figürlerine sığınan, yenilenle başa çıkamamış birinin sızlanması gibi gelir kulağa. Furedi bu tuzağa kısmen düşer; ama düştüğü yerden çıkardığı tespitler, bu coğrafyada sızlanmayı hak edecek kadar haklıdır. Kitabın belkemiği tek bir kavram: philistinizm. Furedi'nin Schopenhauer'den ödünç aldığı bu terim, "zihinsel ihtiyacı olmayan insan"ı tarif eder. Yemeyi, içmeyi, eğlenmeyi, mevki ve şöhret kovalamayı bilen ama düşünceyi kendi başına bir zevk olarak tanımayan, hatta düşünmenin kendisini "zaman kaybı" sayan tipoloji. Bir zamanlar bu sözcük üniversite çevrelerinde sıradan halkı tanımlamak için kullanılırdı; Furedi'nin tezi şu: artık üniversitenin kendisi philistinleşmiştir. Çürümenin alttan değil üstten geldiği bir çağdayız. Kitap altı bölümde altı yara açar. Aklın değer kaybı: Aydınlanma'nın iddiası — "akıl evrenseldir, hakikat bulunabilirdir, bilgi özgürleştirir" — postmodern relativizm tarafından aşındırılmıştır. Hakikat artık çoğul, görelidir; herkesin gerçeği kendinedir; bu cümle bir özgürleşme gibi başlamış, bir teslimiyetle bitmiştir.Önemsiz görülen arayışlar: Bilgi salt bilgi olarak değer taşımaz olmuştur; her cümlenin altına bir "ne işe yarayacak?" sorusu konmuştur. Einstein'ın "gerçeğin arayışında olmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir" cümlesi artık duvar süsüdür; uygulanmaz.İçeriğin yokolması: Üniversite işletmeye, akademisyen profesyonele, ders pakete dönüşmüştür. Edward Said'in kitapta alıntılanan tespiti sertir: profesyonel, "kayığı
Nereye Gitti Bu Entelektüeller?Frank Furedi · Birleşik Kitabevi · 201062 okunma
Söyle bilsinler ;)))
Puan vermedi·200 syf.··
2026 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:34
Söyleme Bilmesinler kitabını okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanların içlerinde yaşadıkları duyguları birbirlerine söylememeleriydi. Kitapta anlatılan birçok olayda karakterlerin yaşadığı kırgınlıkların ve sorunların büyük bir kısmının iletişim eksikliğinden kaynaklandığını düşündüm. Hatta bazı bölümlerde kendi kendime "Söylesenize, içinizdeki derdi anlatsanız hem siz rahatlayacaksınız hem de karşınızdaki insan ne hissettiğinizi anlayacak." dediğim oldu. Bana göre insanlar bazen üzülmekten, reddedilmekten veya yanlış anlaşılmaktan korktukları için duygularını saklıyorlar. Fakat bu durum sorunları çözmek yerine daha da büyütüyor. Kitap da aslında bunu gösteriyor. İnsanlar konuşmadıkça kırgınlıklar artıyor, yanlış anlamalar çoğalıyor ve ilişkiler yıpranıyor;yazarın dili bakımından oldukça sade ve akıcıydı hatta bazı yerlerde güldüğüm bile oldu sanki o kişi karşımda bana konuşuyor hissettim. Bu yüzden kitap kolay okunması ve beni sıkmadığı için kitabı tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim:)
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Kitap ne sunuyor ?
7/10
·136 syf.··
2026 27. kitabı
Öncellikle Freudian analiz konusunda bir usta olmadığımı belirterek başlayayım. Konu hakkındaki bilgim amatör bir ilgiden fazlası değil, o yüzden bu konuyla amatör olarak ilgilenen insanlara yardımcı olup olmayacağını çok kısaca anlatmak istedim; kitap ne hakkında, ne hakkında değil onu açıklayacağım. Kitap Gustave Le Bon ve Mcdougnall gibi kitle üzerine fikir yürütmüş insanların fikirlerini analiz ederek başlar, önceki yazarların eserlerindeki eksikliği ve ne üzerinde durmadıklarını anlatır. Sadece kendi ağzından değil, başka yazarların düşüncelerini de analiz eder ve onların fikirleri üzerine açıklama yapar. Daha doğrusu Freud işin nasılından ziyade, nedenini bu kitapta açıklamaya çalışır ve bunu yine cinselliğe bağlayarak yapar. Freud'un diğer eserleri kadar terminolojide boğulmamış, ayrıca boğulsa dahi arka tarafta bir açıklama sözlüğü bulunduğundan zorluk çıkarmaz. Çeviri bazı yerlerde sorunlu ama anlaşılmayacak kadar değil. Bu konulara merakınız varsa okumanızı öneririm.
Kitle PsikolojisiSigmund Freud · Say Yayınları · 20174,189 okunma
Puan vermedi·244 syf.··
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:26
Basil kadar erdemli olmaya çalışırken içimdeki Lord Henry susturamadığımdan dolayı sonum Dorian Gray gibi olacak diye çok korkuyorum. Kitap Oscar Wildenin hayata karşı yüceliğin ne olduğuna dair fikirlerini bize açıklıyor gibi. Kitabı okumaya başlamadan önce her satırda hayata bakış açınızı sorgulayacağınızı göz önünde bulundurarak başlayınız.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Akademim Yayıncılık · 202499,3bin okunma