Ne tuhaf, ... Bana öyle geliyor ki insanlığın yarısı bu dünyada yaşamak için bulunuyor, öteki yarısı ise başkalarının yaşamına hizmet etmek için.
Sayfa 251
Hayata Dair
Çok güzel bir kıssa!
Hacı Mahmud, ne zaman kötülüğüyle bilinen bir adamın Hadi'yeden ayrılacağını duysa köylülere, "peşinden gidip onu geri getirin. Yoksa gittiği yerde köyümüzün adını lekeler" derdi. Ne zaman iyi bir adamın köyü terk etmek istediğini duysa, "Bırakın gitsin, gittiği her yere Hadiye'nin mis gibi kokusunu yaysın" derdi.
Sayfa 80·Kitabı okuyor
Reklam
Bütün bunlardan, bu dünyada iki insan ırkı olduğunu, ama sadece iki ırk olduğunu -soylu insan “ırkı” ve soysuz insan “ırkı”- öğrenebiliriz. Her ikisi de her yerde bulunur, toplumun her ke­simine sızar. Hiçbir grup sadece soylu ya da sadece soysuz insan­lardan oluşmaz. Bu anlamda hiçbir grup “arı ırk” değildir ve bu nedenledir ki bazen kamp gardiyanları arasında da soylu birisi­ ne rastlanabiliyordu.
Sayfa 102
Alıntı
Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz. Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda O'ndan başkasını sevdiğini zannedebilir: Bir çiçeği, bir kuşu, denizi, yağmuru, gökyüzünü, yazıyı, yazıyı yazanı, kalemi tutanı bir yaratılmışı hasılı. Söz gelimi; Leylâ Mecnun'u, Şirin Ferhâd'ı, Züleyha Yûsuf'u sevdiğini zannedebilir. Oysa sevmek, en fazla neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir...
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Herkes mutlu yaşamak ister, ancak yaşamı mutlu kılan şeyin ne olduğunu görmek konusunda zihinleri kördür.
Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz mı? Felekler yandı ahımdan muradım şem'i yanmaz mı Men oldum hüsnüne mail sen ettin aklımı zail Beni tan eyleyen cahil yaren haktan utanmaz mı Dil ruhsat eyle yareme karış didemden akan kan ile Talibin fazlı sırdaştır akan çaylar bulanmaz mı Ey Fuzuli rindi şeydadır hemi de halka rüsvadır Dedeler bu ne sevdadır bu sevdadan usanmaz mı
Reklam
Reklam