zeynep

zeynep
@nearlyheadless
Dokuz Eylül Üniversitesi
İstanbul
1 Kasım
23 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
“Zaten bütün yaratıklar görselerdi, duysalardı savaşı, bütün yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı.”
Edebiyat
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“İyi ki duymadın onların sesini. Bir duysaydın, acırdın onlara... Bir ağlıyor, bir yalvarıyorlar ki, aman Allah, yüreği olan dayanamazdı, ben bir kuşken bile, dünyanın üstünde, dışında yaşayan bir yaratırken bile onların ağıtlarına ben bile dayanamadım, acıdan yüreğim paramparça oldu. Sen hiç, sen hiç dayanamazdın sultanım, sen hiç! İyi ki duymadın onların feryadü figanlarını... Askerlerin de duymuyor onların ağıtlarını, görmüyorlar akan kanlarını, kopan kellelerini... İyi ki duymuyorlar da savaşı böyle acımasız sürdürebiliyorlar.”
Edebiyat

zeynep

, bir kitap okudu
Puan vermedi·212 syf.··
24 günde okudu
·
2021 8. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7.6/10 · 76,8bin okunma
“Düşkünler hodbin olur... doğanın bir yasasıdır bu. Eskiden de hissediyordum bunu. Yoksul, ezilmiş insan kuşkucudur. Çevresine, yanından geçenlere yan gözle, bir tuhaf bakar. Kendisinden mi söz ediliyor, anlamak için gözlerini kısarak, kuşkulu bakışlarını dolaştırır çevresindekilerin üzerinde, konuşulanlara kulak kabartır.”
Sayfa 126·Kitabı okudu
Edebiyat
Hadleyburg’ü Yozlaştıran Adam
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2021 02:59
Kitapta, dürüstlüğüyle övünen ve yozlaştırılamaz olmasıyla da gurur duyan bir köy ve bu köyden intikam almak isteyen bir yabancının oldukça mizahi bir dille yazılmış olan hikayesini anlatılıyor. Bu ufak kasaba, dışarıdan gelen birini istemeden de olsa rencide etmiş ve bunun karşılığında da ahlak anlayışları ile sınanmak durumunda kalmıştır. Halk, kendini her ne kadar “yozlaştırılamaz” olarak görüp bununla ün salmış olsa da intikam isteyen bu yabancının zekice tasarlamış olduğu oyununa alet olup aslında iddia ettikleri kadar ahlaklı ve dürüst olmadıkları gerçeği ile yüzleşecektir. Benim için kitabın özeti olabilecek nitelikte bir alıntıyı paylaşmak istiyorum sizlerle. “Sizi saf mahluklar, ateşle sınanmamış bir erdem kadar zayıf bir şey yoktur.” Herhangi bir seçim yapmak zorunda olmadığımız durumlarda bilinçli olarak “iyi” olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Eğer olaylar halihazırda bizim lehimize gelişiyorsa, “iyi” olabilmek için çaba sarf etmemiz/tercih yapmamız gerekmediğinden kendimizi tanımamız mümkün müdür? Kitabı okurken hikâyeden yola çıkarak Rousseau, Hobbes ve Locke’un “The Social Contract Theory” üzerine yazdıklarına ve insanın “doğa durumu”nda iyi mi yoksa kötü mü olduğuna ilişkin yorumlarına göz atma ihtiyacı hissettim. Başımıza dikilip bizi kontrol edecek bir mekanizma olmadığında da “iyi” olabilecek miyiz yoksa Hadleyburg kasabası sakinleri gibi kendi gerçeğimizle mi yüzleşeceğiz? Aslında hikaye o kadar kısa ki daha fazlasını yazarak henüz okumamış olanların merakını kaybetmesini istemem. Mark Twain’in toplumun ikiyüzlü ahlak anlayışını yerden yere vurduğu ve insan doğasına ilişkin eleştirilerinin yer aldığı bu kitap gerçekten de bir çırpıda okunabilecek kadar kısa ve keyifli oldu benim için. // instagram.com/2okurcizer
Edebiyat
Hadleyburg'ü Yozlaştıran AdamMark Twain · Can Yayınları · 20201,123 okunma