Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
(1936)
Bugün stresten yaşadığımız onca hastalığın altında, ilişkilerde birbirimizin canına okuyuşlarımız yatıyor. (...) Güvenli bir ortamda yaşamadığımızı biliyoruz. Adam yerine konmuyor, önemsenmiyor, değerli bulunmuyoruz. Şartlı kabullerin olduğu, faydalı olduğumuz kadar sevildiğimiz, işe yaradığımız kadar umursandığımız ve değerimizin sadece göreceli olarak değiştiği kararsız bir dünyada tutunmaya çalışıyoruz.