Selam 1K… Görüşmeyeli umarım iyisinizdir(: Bu gece konuşmak istediğim konu: aşk. Aşk… Tuhaf bir kelime. İnsanı hem gökyüzüne çıkaran hem de yerin dibine sokabilen bir duygu. Peki, aşk dediğimiz şey tam olarak nedir?? Kimine göre imkânsız olan, kimine göre fazla çikolata yemekten farksız bir his, kimilerine göre ise hayatın anlamı… Peki aşkın çıkış noktası ne??Hayranlık mı?? Cinsel dürtüler mi?? Saf sevgi mi?? Yoksa hiçbir tanıma sığmayan, sadece hissedilen bir duygu mu?? Ve aşk sadece iki insan arasında yaşanan bir duygu mu??Bence aşkı yalnızca romantik ilişkilere indirgemek büyük bir hata. İnsan; havaya, bir resme, bir müzik parçasına, bir çiçeğe ya da bir hayvana da âşık olabilir. Çünkü aşk, bazen baktığın şeyde tarifsiz bir huzur, heyecan ve mutluluk bulabilmektir. Artık “Aşka inanıyor musun??” sorusu bana çok anlamlı gelmiyor. Hatta bu konuyla ilgili eski bir iletime bugün baktığımda, ne kadar saçma düşündüğümü fark ediyorum. Çünkü bence insan, inanmasa bile aşkın varlığını kabul ediyor. İnanmamak bile bir yerde onun varlığını sorgulamak ve dolayısıyla kabul etmek değil midir??Aşkı tanımlamaya çalışan sayısız açıklama var. Ama nedense hiçbir tanım tam anlamıyla yeterli gelmiyor. Belki de onu bu kadar özel kılan şey, onu tam anlamıyla açıklayamıyor oluşumuzdur… Belki de asıl soru şu olmalı: “Benim için aşk ne??” Benim için aşk, insanın kendini en çok ait hissettiği yerlerde saklıdır… O halde aşkın her hâline iyi geceler…
1000Kitap
Bir Gün Ki - Edip Cansever
Belirsiz olan ne? Ölülerden Boşalan yeri doldurur doğa Yansır beyaz hayvan kemikleri, taşıllar Yok oluşun içinde İri bir yengecin sırtı arasıra. Ben ki yengeçleri bilirim daha çok. Birini Yıllar var unutamadım Dönüp duruyordu bir taşın etrafında Sanki bir hırçınlıktan damıtılmış ya da bir sıkıntıdan Ve geçer gibiydi tekrar bir başka sıkıntıya Gömüldü kumlara iyice, şöyle bakındı Gördüm kendi büyüsüyle keserken kıskacını O gün bugündür anladım ağrıyı, taşıdım da. Büyüdür ölüm, külrengi harcıdır sonsuzluğun Bir vahşet gibi yaratılır orda umut Gerer kayalar kaburgalarını Katırtırnakları arasında Arabalar biter, atlar birikir Bir tanrı gelir belli belirsiz, ne kadarlık bir tanrıysa Büyüdür çünkü ölüm Külrengi harcıdır sonsuzluğun. Gerçi kurnazdır doğa, alımlıdır da Her gün biraz olsun geri verir aldıklarını Sızar kentlere, evlere, dölyataklarına Bir gün ki ölü bulmuştum kendimi, korkmuştum Öyle bir yok olma saatinde, bir kuytuda Sanırım boynumdaki bu yara izi ondan
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İtiraf ediyorum, başaramadım. Aradan geçen aylar, yıllar sonra bunu itiraf etmek tarif edilemez bir rahatlama ve katlanılamaz bir acı veriyor aslında. Fakat yarayı iyileştirmenin birinci şartı hastalığı kabullenmek değil mi? Kabul ediyorum artık başaramadım. İstediklerimi yapamadım, elimdeki imkanları layıkıyla kullanamadım, zamanımı boşa harcadım. Ehem varken mühimi, elzem varken lazımı seçtim. İtiraf edemedim, kabul edemedim. Hata yapmak, yanlış yolda olmak ağır geldi de inanamadım belki de. En azından artık farkındayım bazı şeylerin. Gerçi o zaman da biliyordum belki ama bilmemezlikten geliyordum. Arkasına sığınacağım, çaresizliğin yakıcı sıcağından kaçıp gölgesinde ferahlayacağım son ağacım da yandı kül oldu. Sanırım o yüzden itiraf ediyorum şimdi. Çünkü kral çıplak artık. Örtecek kıyafeti kalmadı. Peki ne oldu da böyle bir sona geldim. Ne oldu da hikaye böyle bitti. Gerçi daha bitmedi hikaye ama son bölüme geldik sayılır. Hikayenin bitmesine sayfalar, ömrün dolmasına günler kaldı. Kaldı kalmasına da bütün bir ömür nasıl yaşandı? O an için düşüncenin olağan akışında ağzının ucuna gelen bu soru beyninde kıvılcamlar yakmış, bütün bir ömrü gözlerinin önüne getirmişti. Yaptığı hataları düşünüyor, her karede gözlerinden yaşlar akıtıyordu. Sanki hiç doğru bir karar vermemiş gibi nedense sadece hatalarını hatırlıyordu. O kadar daralmıştı ki oracıkta ruhunu teslim etmeyi, hatta hiç var olmamış olmayı diledi. Fakat ne var ki her şey yaşanmış bitmişti. Şimdi yapabileceği sadece göz yaşı dökmek ve affını istemekti. Affını isterdi istemesine de o kadar utanıyordu ki günahlarından, huzura çıkma düşüncesi bile onu öldürmeye yeterdi. Sanırım bu yüzden yok olma düşüncesi bütün bedenini kaplamıştı. İçerisini kaplayan buhranın ağırlığından bir nebze kurtulmak istedi. Bunun için
Psikoloji
Kuş Hatıraları
Bir sabah bütün iyi şeylerin Ayvansaray iskelesinden hayal ülkesine doğru demir alan bir şirket-i hayriyye vapuru gibi aramızdan ayrıldığını gördük. Sonra Ayvansaray\'ın suları çekildiğini yazdı gazeteler Süheyla hanımın Raci beyin Melahat mehveş ablanın Niko\'nun Ercüment efendinin çekildiğini ise yazmadılar nedense Ama yok ama yoklar. Ne harman sigarası kaldı geriye ne olimpos gazozu ne Sadri alışık.
Şiir
Gaipten konum gönder..
İnsanlığın yerleşik düzene geçtiği günden beri yerlesemedim. Ben bu dünyaya sığamadım. Nedense aklımda biraz daha yürüsem dünyadan düşecekmişim heyecanı var.
Günaydın 1K
Bazen bazı insanlar hayatımıza çok kısa süreliğine girer. Ne yıllarca yanımızda kalırlar ne de bizimle büyük anılar biriktirirler. Ama nedense gittiklerinde geride kocaman bir boşluk bırakırlar. Çünkü süre değil, his önemlidir. Bazı insanlar bir ömür tanıdıklarından daha tanıdık gelir; sanki onları ilk kez değil de çok uzun zaman sonra yeniden görmüşsündür. İşte insanı en çok şaşırtan da budur. Birini yeni tanırsın ama onu özlemek hiç yeni hissettirmez...