Birlikte hiç resim çektirmemiştik. Bir sürü şey gibi bunu da yapamadık nedense, bir türlü olmadı.
Sayfa 33
“Nedense aklıma hep ölüm geliyor. Böyle ne kırık ne de anlaşılmamış gitmek istemiyorum.”
Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Neler olacağını bilmemek insanı nasıl da çaresiz bırakıyor değil mi? Bazen geleceğe bakıp korkudan ölecekmiş gibi hissediyor musun sen de? Sabahattin Ali'nin, Kürk Mantolu Madonna kitabının daha ilk sayfasında şöyle diyor: "Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır." Çoğumuz, dövüşmek isteyip istemediğimiz sorulmadan o kuyulara çoktan itildik. Çıkmak için ya karanlıklar içerisinden bir kurtarıcının belirmesini yahut da ideal koşulların oluşmasıni bekliyoruz. Halbuki kurtarıcılar yok, ideal koşullar yalan. Kurtuluş isteyenin kalkıp o ilk adımı atması gerekiyor. Hem ne olacak ki, en fazla yolumuza bir ejderha çıkar Osman."
Sayfa 81 - İletişim Yayıncılık·Kitabı okudu
İsmet Paşa, yaradılışından mıdır, bürokratlığından mıdır, ülkemizde bürokrasinin etkinliğinden midir, nedense, sürekli olarak özgürlükleri denetim altında tutan bir rejimden yana olmuştur. Oysa Mustafa Kemal devriminin asıl amacı, aşama aşama bütün özgürlükleri, bütün karşıtlıkları içeren bir hoşgörü ve serbestlik toplumuna ulaşmaktı.
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. // 28.basım.
Edebiyat
unuturlar mı hiç olur mu :)
Her seçim yeni bir umutla gelmiş, sonra eski tas eski hamam oluvermişti. Zaman zaman gelen vekiller, halkı toplamış, ya sigara kutularının arkalarına ya da beyaz kağıtlara yazdıkları dileklerle çekilip gitmişlerdi. "Ne anlayışsız insanlar" diyeceği geliyordu fakir fukaranın. Anlayışsız, çünkü halkın dertleri belliydi: Daha iyi yaşamak. Un, bulgur, mercimek, fasulye, yağ, ekmek, insan gibi yatılıp kalkılan evler, yatak yorgan, kışa karşı soba, hiç olmazsa mangal.... İstekleri buydu ama, nedense hiç bilmedikleri bir dilmiş gibi, yazdıkları halde, Ankara'ya gittiler mi, unutuveriyorlardı.
Sayfa 258·Kitabı okudu