Puan vermedi·200 syf.··
2026 24. kitabı
Tolstoy'un Hayat Üzerine Düşünceler, bir çırpıda okunup geçilecek bir kitap değildir. Tolstoy’un dili yer yer öğretici ve ağır gelebilir çünkü yazar size bir hikaye anlatmaz, adeta bir filozof gibi kavramları didikler, argümanlar sunar ve sizi kendi vicdanınızla baş başa bırakır. Kitabın ana sorusu "İnsan nasıl yaşamalı ve gerçek yaşam nedir" diye sorar. Tolstoy insanın sadece fiziksel arzularını tatmin ettiği süreci "hayvansal varoluş" olarak görür. Gerçek yaşam ise bencillikten sıyrılıp akılsal bilince ve evrensel sevgiye ulaşıldığında başlar. Kitabın bir diğer konusunda gerçek sevgiyi anlatır. Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden tüm saf sevgisini vermesidir. Bunu anlayabilen bir insan ölüm korkusunu da yener çünkü bedeni ölsede geriye kalan ruhu bir anlam içinde kalacak. Eserin dili ise ağır, sorgulayıcı ve derin bir anlatıma sahiptir.
Hayat Üzerine DüşüncelerLev Tolstoy · Kaknüs Yayınları · 19991,431 okunma
Vesvese dediğin nedir ki?
Puan vermedi·184 syf.··
2026 19. kitabı
Bazı betikler bilgi verir, bazıları avutur, bazıları ise insanın usunun karanlık bucaklarına bir el feneri tutar. VesveseN benim için üçüncü sınıfa girenlerden biri diyebilirim çünkü beyin işleyişinin düşünülmeyen noktalarına dokunuyor. . Mehmet Yıldız, bu betikte yalnızca dinî anlamdaki vesveseyi değil de insanın kendisiyle, geçmişiyle, korkularıyla ve bitmek bilmeyen iç konuşmalarıyla kurduğu ilişkiyi de masaya yatırıyor. Hepimizin zaman zaman yaşadığı “Ya şöyle olursa?”, “Acaba yanlış mı yaptım?”, “Yeterince iyi miyim?”, "Bunu niye düşündüm?" gibi düşüncelerin nasıl büyüyüp yaşamımızı etkileyebildiğini duru, anlaşılır bir dille anlatıyor. . İçeriğin en güçlü yanı, teorik anlatımın içinde gündelik eylemlerden de örnek bulunması. Bir kapıyı kilitleyip kilitlemediğini sürekli yoklayan insanlardan, düşünceleri yüzünden saatlerce kendini sorgulayanlara dek pek çok tanıdık durum üzerinden ilerliyor. Bu da anlatılanları soyut bir düşünce olmaktan çıkarıp somutlaştırıyor. Okurken birçok yerde “Bunu ben de yapıyorum.” dediğimi ayrımsadım. . Özellikle vesveseye yalnızca bir iman sorunu ya da yalnızca şeytanın fısıltısı olarak bakmaması ilgi çekici. Zihnin çalışma biçimi, alışkanlıklar, korkular ve insan psikolojisi üzerinden de değerlendirmeler yapıyor. Bu açıdan betik, konuya ayrı bir pencere açıyor ve okuru tek boyutlu düşünmekten uzaklaştırıyor. . Bununla birlikte betikle ilgili dürüstçe söyleyebileceğim bazı noktalar da var. Eserde Kur’an’dan ve dinî referanslardan yararlanılsa da içerik tamamen Kur’an merkezli bir çerçeveye oturmuyor. Yazarın kendi okuma birikimi, kişisel yorumları ve diğer kaynaklardan edindiği düşünceler anlatının önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle yalnızca ayet temelli bir inceleme bekleyen okurlar zaman zaman yazarın bireysel bakış açısının
İnsan ve Duygular
VesvesenMehmet Yıldız · Timaş Yayınları · 2023660 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nedir bu şifreli mesaj?
Puan vermedi·488 syf.··
2026 10. kitabı
Arachnoid Mater kitabının birinci baskısına özel yazılan yazar notundaki şifreli mesajı çözebilen oldu mu? İnternet sayfalarına araştırdım, yapay zekayla bile kafa patlattım fakat bir türlü çözemedim. Belki benim ayıbımdır ama bilgisi olan var mı?
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
8/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 15:43
“İnsan,kendisini anlamak için göğe bakar;varlığını anlamak için içe bakar.Teleskopla evrenin uçurumuna eğilir,mikroskopla kendi derinliğine” Petrikor..Bilmeyenler için;yağmur damlalarının kuru toprakla buluşmasıyla ortaya çıkan o meşhur ve ferahlatıcı toprak kokusunun bilimsel adı..Hadi o kokuyu burnumuza getiren sayfalara bir göz atalım.. Yokluk ülkesindeyiz,haritalarda aramayın;bulamazsınız!Hepimizin en az bir kere uğradığı ülke burası.Geç kalmaların,ifade edilememiş söz ve duyguların,birbirlerine ulaşamamış insanların,ihtimallerin ülkesi.Ve burada ismi olmayanlarla beraberiz;adam ve kadın ile.Kendini ve anlamını bulma hikayesi bu,hoş geldiniz! Kadın ve adam..Lapis ve Oasis gezegenleri..Gezegenler üzerinden insan ruhunu aralıyoruz.Her gezegenin de kendine ait bir karakterinin bir ruhunun olduğunu görüyoruz.Ve tabi ki adam ve kadın..Bir ofis ortamında iletişimden uzak bir çekimle başlayan bir ilişki.Adam gayet sıradan,insan ilişkilerinde samimi,başarılı,yalnızlığın huzurunu değerli bulan,kendi yolunda ilerleyen biri.Kadın ise mesafeli,yer yer değişken. ‘Adam artıydı, kadın eksi;aralarındaki denge tam da bu’demiş kitap,katılmamak ne mümkün.Birbirlerine yaklaşmaması gereken Lapis ve Oasis gezegenleri gibi onlar..Birbirlerinin çekim güçlerine dayanamayan iki ruh ve onların sessiz savaşı okuduğumuz. Aşk nedir?Fedakarlık adı altında,kişinin kendisinden vazgeçmesine aşk denilebilir mi? Beklentisiz başladığım bu kitabı bitirdiğimde hala karakterlere kızmaya devam ediyordum. Aşk’ın o sıcak yumuşatıcı etkisine kapılmak,akışta süzülmek varken neden kaya gibi olmayı seçer insan?Ya da neden azıcık kendini de düşünmez,gözünü açmaz kişi?Kendi kendime kızdım tamam da yok mu sanki çevremde/çevremizde böyle toksik sayılabilecek ilişkiler?Sağlıklı ilişki kuramayıp da gel
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202677 okunma
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki Cehennem?
Puan vermedi·398 syf.·
2026 20. kitabı
• Kitap böyle bir cümleyle başlıyor ve gerçekten de tüm okuyanlara vicdanlarını sorgulatıyor. • Bir cinayetin, bir cana kıymanın hafifletici, hatta takdir edilecek bir sebebi olabilir miydi? Ölenlerin hepsinin çocuk tacizcisi olduğunu öğrendiğinizde bakış açınız nasıl değişirdi? • Beş yıl önce Körebe lakaplı şahıs tarafından değişik ritüellerle işlenmiş seri cinayetler yeniden gün yüzüne çıkıyor ve bu kez dosyayı Nevzat Başkomiser ile ekibi üstleniyor. Bir yandan gizemli cinayetler diğer yandan da Suriye göçmenleri ve organ mafyası ile mücadele... • Son sayfada olaylar yerine oturduğunda anladım ki kitabın adı boşuna "Kırlangıç Çığlığı" değilmiş. Kırlangıçlar göçmen kuşlardır çok hızlı uçarlar. Ama her göç bir fırtına demektir. Yüzlercesi yolda kaybolur, fırtınaya yakalanıp düşer. Göçü tamamlayıp sıcak gökyüzüne ulaşanlar ise arkalarında kalanları unutmaz. Acıyla, öfkeyle, çığlık çığlığa anarlar. • Özetleyecek olursam kitap kesinlikle çok heyecanlı ve sürükleyiciydi. Fakat çocukların yaşadığı talihsiz olayları okurken canım çok acıdı. Çünkü Sayın Yazar, son sayfada elimize bir kitap değil, göç yolunda düşen her kırlangıcın acı dolu haykırışını bıraktı. Ve o çığlık kitap kapandıktan sonra bile gökyüzümde yankılandı. Polisiye severlere kesinlikle tavsiyemdir. Hoş kalın, kitaplarla kalın...
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,9bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:17
​Bu kitap, benim Sándor Márai ile tanışma kitabım oldu. Bu tanışma, çok güçlü bir edebi dostluğun başlangıcı olacak. Mutluyum böyle bir kalemi keşfettiğim için. Márai, 20. yüzyıl Avrupa edebiyatının çok hüzünlü, aristokrat ve ne yazık ki kıymeti biraz geç anlaşılmış kalemi. Kitabın konusuna geçmeden önce yine tabiki mesleki deformasyon ile mekân benim için çok önemli bir noktada durdu. Kitaptan bahsederken mekânı es geçmek imkânsız, çünkü buradaki şato sadece bir arka plan değil; adeta romanın üçüncü başkarakteri! ​Olaylar, Karpatlar'ın eteklerinde, dış dünyadan tamamen soyutlanmış, kırk bir yıldır kapıları mühürlü duran devasa, kasvetli bir şatoda geçiyor. Yıllar sonra gerçekleşecek o büyük buluşma için şatonun salonları temizleniyor, mumlar yakılıyor ve zaman sanki 41 yıl öncesine geri sarıyor. Márai, o eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun aristokratik, ağır ve melankolik havasını mekânın kokusuna, mobilyaların tozuna kadar öyle bir sindirmiş ki.. Kitabı okurken kendinizi o loş salonda, şöminenin başında, çıtırtıları dinleyerek iki yaşlı adamın tam ortasında otururken buluyorsunuz. O karanlık ve boğucu mekân hissi, karakterlerin ruhsal sıkışmışlığını o kadar iyi yansıtıyor ki hayran kaldım. Gelelim hikayeye.. Konu aslında çok yalın. Çocukluktan beri yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, kardeşten öte iki dost: Henrik ve Konrad. Biri ne kadar mülkiyete, kalelere, toprağa bağlıysa; diğeri o kadar sanata, müziğe ve aidiyetsizliğe ait. Sonra araya giren trajik bir olay (ve bir kadın) yüzünden kopan 41 yıllık bir bağ. ​Ve bir gece, Konrad ansızın geri dönüyor. Karşılıklı oturuyorlar. Mumlar yakılıyor. Sabaha kadar sürecek o devasa hesaplaşma başlıyor. Aslında buna bir karşılıklı konuşma demek haksızlık olur; bu daha çok Henrik’in 41 yıl boyunca ilmek ilmek
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma