Bu açıdan baktığımda atalarının zamanından beri ilerleme kaydedememiş olmasına rağmen Kızılgöz'ü insanoğlunun habercisi olarak görüyorum çünkü sadece insan türünün erkeği dişisini öldürür.
Neden yeteri kadar üretmiyorduk, gerçekten? Çünkü çalışmıyorduk. Peki mısır tarlalarına inen çekirge sürüleri gibi üzerimize çöken tembellik rüzgarı nereden geliyordu? Neden çalışmıyorduk? Çünkü kendi iç kavgalarımızla ikiye bölünmüştük; çünkü sinsi kışkırtıcılar tarafından harekete geçirilen işçilerimiz patronlarından nefret eder olmuştu; egoizmleriyle kör olan patronlar ise en doğal, en yasal hakları tanımamakta inat ediyorlardı; tüccar memuru kıskanıyordu, memur meşe ağacında ökseotu gibi yaşıyordu, görevden, sorumluluklardan uzak; oylarımızla seçtiklerimiz, mecliste, serinkanlılıkla ülke sorunlarını tartışacak yerde yumrukla, tekmeyle kavga ediyorlardı.
"Bazılarımız mücadele etmeli. Büyük özgürlük geleneklerini savunmak gerek. Ben partizan değilim. Rezalet gördüm mü düzeltmeye çalışırım. Parti isimlerinin hiçbir anlamı yok. Sadece özgürlük geleneği önemli. Sıradan insanlar ondan vazgeçecektir, ah evet. Daha sakin bir hayat uğruna özgürlüğü satacaklar. Bu yüzden dürtüklenmeleri, dürtüklenmeleri gerekiyor..."
Sayfa 141 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu