Ne neee cengo ve adriel neeee
Cengo’nun yeniden Ayla’ya bakarak tırnaklarını kemirdiğini gördüğünde dostça omzuna dokundu. “Bu kadar endişelenme. İyi olacak.” “Nasıl endişelenmeyeyim?” diyen sesi isyan doluydu. “Orada yatan benim karım!” Koyu mavilerin içinde patlayan şimşekler görülmeyecek gibi değildi. En ters bakışını attı. “Benim yüzümden bu görevde. Benim yüzümden şu an burada. Endişelenmeyip ne yapacağım?”
Sayfa 396·Kitabı okudu
Alıntı
neee diyooolum
ismi Mehpeyker'dir, ahlak ve terbiyece büsbütün Ali Bey'in tersine, gayet namussuz, gayet alçak bir ailede yetişmiş ve ergenlik çağına ulaşır ulaşmaz rezaletlerin bütün türlerinde terbiyecilerine üstat olmuştu
Reklam
Neee?
“Erkeğin elinin kınası, ayıplamam. Bir erkek, karısında arayıp da bulamadığı meziyetleri başkalarında buldu mu... Gönüldür, su gibi akar gider! Ben suçu erkeğe bulmam. Kadın kısmı erkeğini avucunun içinde zapt etmesini bilmeli! Bilmedi mi, hiç kimseye, hiçbir şey demeye hakkı yok!”
Sayfa 128·Kitabı okudu
Alıntı
Ba-na-neee demiş :)
Sizin yasalarınızdan bana ne? Gelenekleriniz, görenekleriniz, yaşam tarzınız, devletiniz, inanışınız bana ne yarar sağlıyor? Sizin yargıcınız yargılasın beni, mahkemenize, sizin açık mahkemenize zorla sürükleyin beni, hiçbirini tanımadığımı söyleyeceğim.
Alıntı
Kaptan bu neee?:))
Makedon ordusu (...) İndus önlerine indiğinde hiç bilinmedik bir dünyaya ayak basmıştı. Askerler nehirdeki gavyalleri (büyük burunlu balık yiyen ganj timsahı) gördüklerinde oldukça şaşırmışlar, bu manzara ister istemez akıllarına Nil timsahlarını getirdiğinden, Indus ve Nil'in aynı nehir olduğuna inanmışlardı. Yerli halk da zenci denecek kadar kara deriliydi, o halde onlar da Nübye (Nil nehri civarı) yerlileri olabilir miydi? Bu sorular, Makedonların yaklaşık bir buçuk yıl sonra Hint Okyanusu kıyılarına inmeleriyle yanıt bulacaktı.
Sayfa 310 - Pencap·Kitabı okudu
“Nereye gidiyoruz?” diye sordum. “Sana bahsettiğim yaz kampına.” Annemin sesi gergindi, sanki korkmamam için uğraşıyordu. “Babanın seni yollamak istediği yere.” “Gitmemi istemediğin yere yani?” “Canım, lütfen,” dedi annem yalvarırcasına. “Bu yeterince zor benim için. Anlamaya çalış. Tehlikedesin.” “Yaşlı kadınlar iplik kesti diye mi?” “Onlar yaşlı kadınlar değil,” dedi Kıvırcık. “Onlar Kader Tanrıçaları. Bu ne demek biliyor musun, karşına çıkmaları ne demek? Bunu yalnızca öleceksen, birisi ölecekse yaparlar.” “Neee? ‘Sen’ mi dedin sen?” “Hayır demedim. ‘Birisi’ dedim.” “Ama ‘sen’ demek istedin. Ben yani” “Ben, ‘herhangi birisi’ yerine ‘sen’ dedim. Sen, sen değil.”
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam