"Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur." Çünkü ölüm değişmiyor."
Risale-i Nur
Yaşam neden bu kadar anlamsız degersiz
Bu nasıl acı allahım yardım et , nefsime uydurtma rabbim
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nefretim uyanmadan Cümleler susmadan Yaptığını yutmadan hadi git
Müzik
Nefse karşı zafer kazandırabilecek dört silah vardır: Susma hançeri, oruç kılıcı, yalnızlık mızrağı ve az uyku. Ferîdüddin Attâr
Ey Gönül! Dikkat et âhir zaman bu! Nefsine uyup da sûrete aldanma! İblisin bile mâşallah dediği kullar var. Seveceksen sev vefâ nedir, takvâ nedir bileni! İçinde Cennet saklayan virane kullar var..." Mevlana Mevlana Celaleddin-i Rumi
Din
Gazâlî, İhya’da geçmişe özlem duymanın özüne dair çok derin bir temasta bulunarak bu durumun iki büyük risk taşıdığını belirtir. İnsan geçmişe gereğinden fazla döndüğünde, kalp yavaş yavaş bugünü kaybetmeye başlar. Ve bunun ardından iki büyük çöküş doğar: İlki; Rıza zayıflar. İnsan fark etmeden sürekli şunu düşünmeye başlar: “En güzel günler geride kaldı.” “Hayat aslında o zaman güzeldi.” “Her şeyimi geçmişte bıraktım.” Bu düşünce masum görünür; ama içinde kaderin bugünkü hikmetine karşı sessiz bir itiraz taşır. İkincisi ise daha tehlikelidir: İrade zayıflar. Çünkü sürekli geçmişte yaşayan insan, bugünün sorumluluğunu taşıyamaz hâle gelir. Yapması gerekenleri erteler, değişme gücünü kaybeder, gelecek için hayır üretecek enerjiyi yitirir. Gazâlî bu hâli, “İnsanın geçmişi zihninde tekrar tekrar kurarak kendisini oyalaması” şeklinde anlatır. Ve bunu yalnızca bir duygu değil, nefsin ince bir oyunu olarak görür.
Hayata Dair