Life is only as good as your mindset And a negative mind would never give you a positive life. ✨
Reklam
I‘m in love with this quote,
Life is only as good your mindset. A negative mind will never give you a positive life..!
Belirsizliğe Tahammülsüzlük
Merhaba sevgili okuyucu, Hiçbir kuşak bizim kadar çok şey kontrol edemedi. Ve hiçbir kuşak kontrol edemedikleri için bu kadar tükenmiş hissetmedi. Belirsizliğe tahammülümüz giderek azalıyor. Kapıların önünde bekliyoruz. Adım atmadan önce biraz daha öğrenmek, biraz daha emin olmak, biraz daha hazırlanmak istiyoruz. Ve hayat, suçluluk ve yetersizlikle dolu bir hazırlık okuluna dönüşüyor. Sınavlarına çalışıp, sınavlarına giremediğimiz bir okula. … Bir mesajın geç gelmesi, ses tonundaki küçücük bir değişim, cevapsız kalan bir soru. Emin olmak istiyoruz. Yapay zekaya danışıyoruz, ekran görüntüsü alıp arkadaşımıza atıyoruz, aynı soruyu üç kişiye soruyoruz. Edindiğimiz her yeni bilgiyle birlikte kuşkumuz artıyor. Pema Chödrön, artık netliği arzulamadığımızı, ona hakkımız olduğuna inandığımızı yazar. Kesinliği hak saydıkça, bilmemek daha çok acıtıyor. Eskiden belirsizlik hayatın parçasıydı, şimdi sanki bize yapılmış bir saygısızlık gibi geliyor. Belirsizlik ağırlaşmıyor, biz cılızlaşıyoruz. … “Öngöremediğim bir durumla başa çıkamamam.” Her belirsizlikte kendimize söylediğimiz bu. Oysa öngöremediğimiz o kadar çok şeyle başa çıktık ki. En karanlık gecelerin sabahında işe gittik. Sonsuza dek süreceğine inandığımız ilişkiler bitti, zemin kayboldu, ama her seferinde bulduk kendimizi. Bazen sırf yalnız kalmamak için içimize sinmeyen hayatların içinde kaldık. En büyük pişmanlıklardan sonra utandık, ezildik ve devam ettik.
Fierul este puternic, dar propria sa rugina îl slăbește. Ceea ce distruge adesea oamenii sunt propriile lor gânduri negative.... Demir güçlüdür, ama kendi pası onu zayıflatır. İnsanları çoğu zaman mahveden şey kendi olumsuz düşünceleridir...
Heidegger, Hölderlin ve Şiir Dili Konusu kitabından
Yeni Bir Dasein Şiirine Doğru Fransız şair Arthur Rimbaud, şiirsel strateji üzerine yazdığı mektuplarda sık sık şu ifadeyi kullanır: “je est un autre,” yani “ben başkasıdır.” Bu formülasyon ilk bakışta benliğin coşkulu bir terk edilişini düşündürebilir; bu durum, belki de şairin Illuminations adlı eserindeki “Enfance” şiirinde üstlendiği çoklu bakış açılarıyla doğrulanır; orada şöyle ilan eder: Ben, terasta huzur içindeki hayvanlar gibi dua eden azizim... Ben, karanlık koltuktaki bilginim... Ben, büyük yolun yayasıyım... Terk edilmiş çocuk da olabilirdim rıhtımda, gökyüzüne değen alnıyla yolu izleyen küçük çiftlik uşağı... Rimbaud’nun şiirini, titreşen imgelerden oluşan bu sembolizmi, tekil bir benlik biyografisine sabitlemek mümkün değildir. Yine de Rimbaud mektuplarında, alışılmış algıların altüst edilmesini, hatta duyuların yönünü şaşırmasını içeren ve erken dehasının patlamalarına eşlik eden şiirsel yöntemini betimlerken, ima edilen şey “süreç hâlindeki” bir benlik ya da öznedir. Yöntemini açıklarken şöyle yazar: Şair, kendisini uzun, olağanüstü ve bilinçli bir biçimde tüm duyuların düzenini bozarak bir kâhine dönüştürür. Sevginin, acının ve deliliğin her türünü yaşar; kendini araştırır; içindeki bütün zehirleri tüketir ve geriye yalnızca onların özlerini bırakır. Dile getirilemez bir işkencedir bu; içinde tüm inancına ihtiyaç duyacaktır… Çünkü bilinmeyene ulaşır! Ruhunu geliştirmiştir — başlangıçtan beri herkesten daha zengin bir ruhu vardır! Bilinmeyene ulaşır; ve sonunda yarı delirmiş bir hâlde, gördüğü şeyleri anlama yetisini yitirse bile, onları görmüştür. Arthur Rimbaud’nun betimlediği yönelim bozukluğu, onun yapıtlarında, Charles Baudelaire’de, Guillaume Apollinaire’de ve Franz Kafka’nın yazılarında gördüğümüz gibi, yalnızca fantastik ya da yüce olana
Felsefe
Reklam
Reklam