Yeni Bir Dasein Şiirine Doğru
Fransız şair Arthur Rimbaud, şiirsel strateji üzerine yazdığı mektuplarda sık sık şu ifadeyi kullanır: “je est un autre,” yani “ben başkasıdır.” Bu formülasyon ilk bakışta benliğin coşkulu bir terk edilişini düşündürebilir; bu durum, belki de şairin Illuminations adlı eserindeki “Enfance” şiirinde üstlendiği çoklu bakış açılarıyla doğrulanır; orada şöyle ilan eder:
Ben, terasta huzur içindeki hayvanlar gibi dua eden azizim...
Ben, karanlık koltuktaki bilginim...
Ben, büyük yolun yayasıyım...
Terk edilmiş çocuk da olabilirdim rıhtımda,
gökyüzüne değen alnıyla yolu izleyen
küçük çiftlik uşağı...
Rimbaud’nun şiirini, titreşen imgelerden oluşan bu sembolizmi, tekil bir benlik biyografisine sabitlemek mümkün değildir. Yine de Rimbaud mektuplarında, alışılmış algıların altüst edilmesini, hatta duyuların yönünü şaşırmasını içeren ve erken dehasının patlamalarına eşlik eden şiirsel yöntemini betimlerken, ima edilen şey “süreç hâlindeki” bir benlik ya da öznedir. Yöntemini açıklarken şöyle yazar:
Şair, kendisini uzun, olağanüstü ve bilinçli bir biçimde tüm duyuların düzenini bozarak bir kâhine dönüştürür. Sevginin, acının ve deliliğin her türünü yaşar; kendini araştırır; içindeki bütün zehirleri tüketir ve geriye yalnızca onların özlerini bırakır. Dile getirilemez bir işkencedir bu; içinde tüm inancına ihtiyaç duyacaktır… Çünkü bilinmeyene ulaşır! Ruhunu geliştirmiştir — başlangıçtan beri herkesten daha zengin bir ruhu vardır! Bilinmeyene ulaşır; ve sonunda yarı delirmiş bir hâlde, gördüğü şeyleri anlama yetisini yitirse bile, onları görmüştür.
Arthur Rimbaud’nun betimlediği yönelim bozukluğu, onun yapıtlarında, Charles Baudelaire’de, Guillaume Apollinaire’de ve Franz Kafka’nın yazılarında gördüğümüz gibi, yalnızca fantastik ya da yüce olana