Önyargılar, gündelik yaşantımızdaki bütün bu pislik ve iğrençlikler gereklidir, çünkü bunlar gübrenin kara toprağa dönüşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür. Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir.
Kitabın kapağını kapattığımda ilk düşündüğüm şey; ben gerçekten seviyor muyum birini böyle, sevdiğimi mi düşünüyordum yoksa? Kendini, hayatımı tamamen varlığımdan bile haberdar olmayan birine adamak... Bende bu yüreğin en ufak bir kırıntısı bile var mı? Ama hemen sonrasında acaba bu kadının yaşadıklarına değer miydi; doğru, güzel, olması gereken miydi diye düşünmeye başladım.
İlk soruma cevabım kesinlikle hayır olurdu. Aksini iddia etmeye kalksam bile kendimi dahi kandıramam bu konuda. Aşk, ulvi bir histir. Kendisinin de hastalığa yakalanmış olduğunu düşünen ve ölmeyi bekleyen bilinmeyen kadın, aşkı ona gelse o an ayaklanabileceğini söylüyor. Ona sahip olanlara güç verir, yaşamaya devam etmelerini sağlar aşk. Fakat böyle bir aşka sahip olamamak üzüntü vermiyor bana. Özellikle de karşılıksız olması açısından. Fizyolojik olarak hepimiz karşılık alabileceğimiz kişilere yönetiriz. Yapılan bir araştırma sonucuna göre insanlar kendi dış görünüşlerini bir sınıfa koyar ve kendilerine denk düşebilecek kişilerden hoşlanırlar. Bir çeşit nefsi müdafaa.
Kadın obsesif, takıntılı bir karakter mi; bence evet. Obsesyon, bir şeye hastalık derecesinde düşkünlüktür. Böyle saf ve uğruna fazlasıyla fedakarlık yapılmış bir aşka takıntı demek çok doğru değilmiş gibi hissettiriyor. Ancak Halil Cibran'ın dediği gibi "Kalbinizi verin birbirinize ancak tutsak olmayın. ". Kadın bunu engelleyememiş, engellemeyi hiç de istememiş.
Bir akşam, en fazla 1.5 saatte okunabilecek hoş bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Dünyada hiçbir şey karanlıklardaki bir çocuğun fark edilmeyen aşkına benzemez, çünkü onun aşkı, yetişkin bir kadının ihtiraslı ama yine de şuursuzca talepkâr aşkının olamayacağı kadar umutsuz, adanmış, boyun eğmiş, pusuda bekleyen, tutkulu bir aşktır. Ancak, yapayalnız çocuklar bu tutkuya sıkı sıkıya sarılır; diğer herkes duygularını sohbetlerde konuşa konuşa tüketir, yakınlarıyla paylaştıkça köreltir...