Bir gölün kıyısında doğup büyüyen, tıpkı sizin gibi bir genç kız... Gölü martılar kadar seviyor, kendisi de tıpkı martılar gibi özgür ve mutlu... Ancak bir gün bir adam çıkageliyor ve tıpkı bu martının mahvolduğu gibi mahvediveriyor kızı.
Martılar, özgürlüğün simgesidir; ölü martı ise hayal kırıklığının. Bu tiyatroda iki ana karakterin -Treplev ve Nina- bir martıyken nasıl öldükleri anlatılıyor.
Treplev, oyun yazarı olmaya çalışır ancak oyunları hiç beğenilmez. Geleneği reddedip yeni bir sanat anlayışı benimsemeye çalışır. Trigorin bu konuda onun bu çabasını gereksiz görür ve "Sanki sanat hepsini kapsayabilecek kadar geniş değilmiş gibi." ifadesini kullanır. Oyunları her ne kadar beğenilmese de Treplev özgürdür ve Nina yanındadır. Ancak Nina onu terk ettiğinde vurulur ve yazamaz hale gelir. Oyunun sonunda martının doldurulması gibi o da kendi oyunlarının, sanatının içini doldurmaya çalışır ama başaramaz.
Nina, şöhret aşığıdır. Ünlü bir aktris olmak ister. Başlarda oyunculuğunu herkes beğenir. O dönemde bir martı gibidir. Sonrasında Trigorin'e vurulur ve bir süre sonra da Trigorin can sıkıntısından Nina'yı bırakır. Aktris olarak hiçbir yetenek belirtisi taşıyamaz. Ruhsuz oyunculuğuyla kendi içini doldurmaya çalışır ancak...
Trigorin, sahip olduğu yazarlık şöhreti sayesinde çevresindeki -özellikle- kadınların ilgisini çeker. Kendisi ise şöyle ifade eder: "Şandan, şöhretten, mutluluktan ve anlamlı yazgılardan bahsediyorsunuz ancak tüm bu hoş kelimeler benim için, tabirimi bağışlayın ama, ağzıma sürmediğim şekerlemelerden farksız." Oyunda düşüncelerini ve fikirlerini en çok beğendiğim karakter Trigorin oldu. Nina'ya yaptığından dolayı sevilmeyecek birisi olsa da bu konuda da onu haksız görmüyorum. Nina, onun daha çok şöhretine aşıkken; Trigorin,
Korku, süreklilik arz eden tek felsefedir. Korku ve kulluk etme dürtüsünden kaynaklanan karanlık saygı dediğin şey dediğin dostum şu evin çatısında olduğumuz sürece, köpeklerin kamçıya itaat etmesini sağlayacak.
+ Ne zamandır orda gömülsün?
- Nerdeyse on sekiz yıldır.
+ Buradan çıkma ümidini kesmiş miydin?
- Ümidimi keseli çok oluyor.
+ Hayata döneceğini biliyorsun değil mi?
- Öyle diyorlar.
+ Yaşamayı istiyorsundur umarım.
- Bilemiyorum.