Sevgiyi , sevmeyi anlatan kitapları okudular , anlatılanı anladılar da kendilerine sunulanı anlayamadılar , betimlemenin içinde öyle kayboldular ki , gerçekliğin onlara getirdiklerini göremediler . Cahil biz kaldık , sevgisiz onlar .
Hayatınızda ilk defa yalan söylediğinizde derin bir suçluluk duyabilirsiniz. Buradaki suçluluk duygunuzun şiddetini travmalarınız yahut düşen serotonin seviyeniz değil, yalan söylemeye dair kodlanma
Uzun paylaşımlarımızın kaderi: kaydır, geç, görmezden gel. Ne güzel çağdayız; düşünceye değil, ‘scroll’a yatırım yapılıyor. Ne de olsa sabır çağ dışı. İronik olansa güruh bir satırlık aforizmayı ‘derinlik’ sanıyor.
Seni atakların etkiliyor, gel onları tedavi edelim..." Atak dedikleri korku hoplamasıdır. Panikatak dedikleri bizi koruyan bir dost programdır. Sadece tehlike anlarında değil, hatalı tehlike algısında da devreye girer. Panikatak bu sistemin
gerçek tehlike yokken hayalî bir tehlike algısı nedeniyle aktif hâle gelmesidir. Bu durumda bozuk olan bu dost program mıdır yoksa gerçek tehlike yokken var şeklinde sinyal yollayan algılarımız mıdır? Biri yanlış yere zile bastıysa bozuk olan derhâl harekete geçen itfaiye midir yoksa bu bir zile yanlış basma bozukluğu mudur?