"Beni en çok sıkan, bu işte bir mantık olmamasıydı. Yıldırım düşüp bir ineği öldürse ya da sular kabarıp ortalığı sel bassa, insan mantık aramaz. Böyledir bu der, geçer. Ama bir grup insan seni tutar, dört yıllığına bir yere kilitlerse, bunda bir mantık olması gerek. İnsan her şeyi düşünerek yapmalı çünkü. Beni alıp kapatıyorlar, dört yıl boyunca besleyip bakıyorlar. Bu ya beni çok etkilemeli, aynı şeyi bir daha yapmamalıyım ya da beni öyle korkutmalı ki, bir daha yapmaya korkmalıyım ... " Durakladı. "Ama Herb olsun, başkası olsun, şimdi üstüme gelmeye kalksa, ben yine yapardım aynı şeyi. Hem de düşünmeden önce yapıp bitirmiş olurdum. Hele de içmişsem. Bu tür bir mantıksızlık canını sıkıyor insanın."
İnsan daha yaşamadan, cennet umudunu ne yapsın? Kendi ruhları yerlerde sürünürken, Kutsal Ruhu ne yapsınlar? Yardıma ihtiyaçları olacak. Ölmeye sıra gelmeden önce yaşamaları şart.
Bugün bir yazarın dünyada varlığını One World‘de varlık biçiminde, yani yaşamında bu dünyanın çelişkilerinden etkilenmeden yaşaması olanaksızdır. Karanlık, çaresizlik ve endişe içinde yaşadığı atom bombası ve uzay araştırmaları dünyasını anlatmaya yanaşmayan her yazar, bu dünyadan değil, soyut bir dünyadan söz etmiş olacaktır ve sonuçta o bir eğlendirici ya da şarlatandan başka bir şey olamaz