10/8 spoiler
Evet... Kitabı bitirdim ve ardından yutkundum. Başlarda öykünün gidişatını zihnimde yerleştiremedim, nedenini şöyle açıklayayım: kitap, iki ana karakterden oluşuyor: Gül yetiştiren adam ve Sitare. Ve iki ayrı hikaye arasında karışık bir geçiş var. Kitap tek bölümden oluşuyor. Fakat bitirince idrak ettim ki sanırım yazar daha vurucu olmasını istediği için böyle yazdı.
İkisinin de hikayesi beklediğim gibi ilerlemedi ama ikisinin de hikayesi aynı neden yüzünden sonuçlanmıştı. Gül yetiştiren yaşlı amcamız elli yıllık inzivasıyla özünü korurken, Sitare ise modernizmin bizi nasıl savurduğunun temsiliydi.
Üzerimizde fark etmediğimiz batı kültür baskısını dilimize vurmuyor ama a'dan z'ye dışımıza vuruyoruz. Bunu fark etmiyoruz çünkü sinsi bir hastalık gibi yayılıyor.
Gül yetiştiren adam içimde ukde bıraktı. O aslında elli yıl sonra evden çıktığında şaşırarak verdiği tepkilerde doğru tespitlere değiniyordu. Ama kimse bunu anlayacak kadar özünü koruyamamıştı.
"... içinizdeki İslâm'ı gösterin. Çünkü İslâm, sizin üzerinizde görünmek ister. İman gizlidir, İslâm açık. İman kalbdedir, İslâm zahirde. İslâm şeriatsa, şeriat sizin amellerinizde görünmek ister."