Elif

10/10
·416 syf.··
2025 8. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2025 15:20
Spoiler içerir Josef'in Bertha düşleri ile başlayan kitap Nietzsche'nin Lou'ya olan aşkına geçiyor. Ama bu hiç de kolay olmuyor. Lou'nun Josef'ten isteği Nietzsche'yi hastalığından, intihar düşüncelerinden kurtarmasıdır. Fakat Nietzsche sorunlarını anlatan ve kolay bir şekilde tedaviyi kabul eden bir hasta değildir. Josef bunu başarır ama farklı ve bir süre sonra peşini bıraktığı bir yöntemle. Aslında başarmayı da amaçlamaz, o artık doktoru ilan ettiği Nietzsche'nin tedavisi altında iyileşmeyi amaçlar. Kurgusu gerçeğe dönüşür ve gerçek bir hastaya bürünür. Hastanede yaptıkları seansları okumak çok akıcıydı. En güzeli de gerçek kesit ve kişilerden oluşan bir kurgu hikaye olması. Son kez tekrarlamalıyım ki Nietzsche'nin yaşamına dokunmak romana çok farklı bir tat katmış.
1000Kitap
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·368 syf.··
2025 3. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 01:50
Johann Hari... Kitabın girişine bir elmayla başlıyor,o elmayla zehirleniyor. Orada doktorun kilit bir cümlesi aslında tüm hikayeyi özetliyor. 'Doktor bulantına ihtiyacın olduğunu söylüyor, bir mesajmış bu mesajı dinlememiz gerekiyormuş. Sorunun ne olduğunu o söyleyecekmiş.' İşte bu cümleleri yazar depresyonunda bir belirti aracı olduğuna bağlıyor Johann depresyonunu anlatırken beni anlatıyormuş hissine kapılıyorum. Diyor ki 'hiç kesilmeyen kaygı dolu bir monolog zihnimi işgal ediyordu. Sonra kendimi azarlıyordum hepsi kafanın içinde aş bunları artık bu kadar zayıf olma' Heyy! Bu benim, dedim okurken sanki günlüğümden çalınmış cümleler gibiydi. Johann doktorlar yüzünden depresyonu sadece beyninde bir arıza olarak görüyor ve antidepresanlara sarılıyordu. Antipresanların yan etkilerini yine kendisinin ödemesinin gerekli olduğu bir bedel olarak görüyordu. Onlar etrafındaki insanlara sızdırdığı üzüntünün önünü kesiyordu. Kendini böyle oyalarken biliyordu ki hapların etkisi de kısa sürüyordu. İşte Johann hikayesine böyle bir giriş yaparak antipresanların etkisizliğinden söz ediyor. Plasebo etkisinden bahsederek ilaç şirketlerinin parayı az kazanmaktan korkup verileri önümüze nasıl yanıltarak koyduğunu gösteriyor. Ben size Johann'ın hikayesini ve araştırmalarını tamamıyla özet geçmeyeceğim ama içeriğinden biraz daha genel olarak bahsetmek istiyorum. Depresyonun fark etmediğimiz şekilde hayatımıza nasıl girdiğini nedenlerle açıklayıp bu duygu içerisindeyken bizim onu hayatımızdan nasıl diskalifiye edeceğimize dair çözümler de öne sürüyor. Dokuz neden sayıp bizi anlamlı bir hayata sürüklüyor. Çözümlere ise yeniden bağ kurmak serisi ile başlıyor. Evet çözüm kitabında ismi olan kaybolan bağları tekrardan kurmakla oluyor. Ben kitabı Sevgili Harun hocamın tavsiyesi ile
1000Kitap
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,916 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2025 21:06
10/8 spoiler Evet... Kitabı bitirdim ve ardından yutkundum. Başlarda öykünün gidişatını zihnimde yerleştiremedim, nedenini şöyle açıklayayım: kitap, iki ana karakterden oluşuyor: Gül yetiştiren adam ve Sitare. Ve iki ayrı hikaye arasında karışık bir geçiş var. Kitap tek bölümden oluşuyor. Fakat bitirince idrak ettim ki sanırım yazar daha vurucu olmasını istediği için böyle yazdı. İkisinin de hikayesi beklediğim gibi ilerlemedi ama ikisinin de hikayesi aynı neden yüzünden sonuçlanmıştı. Gül yetiştiren yaşlı amcamız elli yıllık inzivasıyla özünü korurken, Sitare ise modernizmin bizi nasıl savurduğunun temsiliydi. Üzerimizde fark etmediğimiz batı kültür baskısını dilimize vurmuyor ama a'dan z'ye dışımıza vuruyoruz. Bunu fark etmiyoruz çünkü sinsi bir hastalık gibi yayılıyor. Gül yetiştiren adam içimde ukde bıraktı. O aslında elli yıl sonra evden çıktığında şaşırarak verdiği tepkilerde doğru tespitlere değiniyordu. Ama kimse bunu anlayacak kadar özünü koruyamamıştı. "... içinizdeki İslâm'ı gösterin. Çünkü İslâm, sizin üzerinizde görünmek ister. İman gizlidir, İslâm açık. İman kalbdedir, İslâm zahirde. İslâm şeriatsa, şeriat sizin amellerinizde görünmek ister."
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
7/10
·373 syf.··
2021 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2021 14:59
10/7 *SPOİLER* En başta ben bu topalında oğullarınında gelinin damadının... diye kitaba uygun (topal eskici) bir giriş yapayım Okurken topala ve karısına öfke, sinir duyuyorsunuz. Kitap sürekli stres, kavga ve sövüş tekrarlıyor. Ben okurken topal eskicinin ve karısının söylediklerini hep atlamak istedim. Sıkıcı hale gelmedi değiller. Yine de akıcı ve gerçek duygulara belenmiş bir yaşam. Güzel bir hayat, güm güm gümüliyen konak hayal eden bu ailemiz hep bir yoklukla karşılaşıyor. Ee tabi yokluk insanı zıvanadan çıkarıyor. Hep daha iyi bir yol bulmaya çalışırken bi çukura düşüyorlar. Hal böyle olunca gelsin yumruklar gitsin küfürler. Kitapta mutluluğa yer yok. Biraz boğabilir. Sert bir dili var. İçine girip "ÇÜŞ BE ADAM" diyesiniz geliyor. Küçük torunlardan Cavit sizi kitapta rahatlatıp modunuzu yerine getirecek tek unsur olabilir.:D İyi Okumalar..
Eskici DükkanıOrhan Kemal · Epsilon Yayınevi · 20048,5bin okunma
7/10
·318 syf.··
2021 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 15:24
Puan 10/7 Kitap genel olarak güzel. Fakat okurken ana karakter Sherry'nin kenarda unutulduğunu falan düşündüm. Asıl konunun güzelliği beni bu kitaba çeken şey oldu, konunun harcanmış olması ise beni hayal kırıklığına uğrattı. Sonunda içimden geçirdiğim şey Sherry'nin asıl hikayesinin yeni başlayacak olmasıydı. Ama yinede Sykes'ın yaşamını sevdim. Teğmen Kelly'nin aşk hayatında yaşadığı kararsızlıklar yerine Sherry'nin daha çok yeri olmasını isterdim
Son 18 SaniyeGeorge D. Shuman · April Yayıncılık · 2010222 okunma
Reklam