.
.
.
Aedion eğilip Lysandra'yı öptü. Eşi olması gereken kadını son bir kez öptü. "Seni seviyorum."
Lysandra'nın güzel yüzü kederle doldu. "Ben de seni." Batı kapısına, kapının kırılmasını bekleyen askerlere işaret etti. "Sonuna dek mi?"
Aedion kalkanını kaldırıp Orynth'in Kılıcı'nı elinde çevirdi. Parmaklarını saran donukluğu çözdü. Lysandra'ya "Seni yine bulacağım," dedi. "Bundan sonra hangi hayat varsa, onda."
Lysandra başını salladı. "Tüm ömürlerde."
.
.
.
Manon dizlerinin üzerine çöktü.
Küller yükseldi. Kanat çırpar gibi. Manon'ın yüzündeki gözyaşlarına takılırken kar kadar yumuşaktılar.
Abraxos, Manon'ın yanına uzandı. Manon dizlerinin üzerine çöküp ağlarken kuyruğunu ona doladı.
Manon arkasına baksa orada Glennis'i görecekti. Bronwen'i. Petrah Mavikan'ı.
Aedion Ashryver'ı, Lysandra'yı ve Ren Allsbrook'u.
Prens Galan'ı, Yüzbaşı Rolfe'u, Briarcliffli Ansel'ı, Ilias'ı ve onların yanındaki Fey asilzadelerini.
Arkasına baksa onların ellerindeki küçük, beyaz çiçekleri görercekti. Sonra o çiçekleri kış ortasında nasıl ve nereden bulduklarını merak edecekti.