Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Asıl Canavar Kim?
6/10
·214 syf.·
2026 64. kitabı
Soğuk Deri bende nasıl bir etki bıraktı tam çözemedim. Okurken sürekli içimde garip bir sıkışma hissi vardı; sanki o adada ben de mahsur kalmışım gibi. Kitabın en çarpıcı tarafı korkutmaya çalışmasından çok insanı huzursuz etmesi bence. Çünkü bir noktadan sonra yaratıklardan değil, insanların nasıl dönüşebileceğinden rahatsız olmaya başlıyorsun. Bazı kitaplar biter ve kapanır. Bu kitap ise bittikten sonra kafanın içinde yaşamaya devam ediyor. Özellikle yalnızlık ve ölümden önce ölüme hazırlama temasını çok sert hissettirdi bana. İnsan uzun süre yalnız kaldığında düşünceleri bile değişiyor; doğruyla yanlışın sınırı bulanıklaşıyor. Kitap bunu çok sessiz ama çok güçlü anlatıyor. Ana karaktere bazen sinirlendim, bazen acıdım. Hatta bazı kararlarında “Hayır, bunu yapma” hissi yaşadım. Ama tam da bu yüzden gerçek geldi. Kusurlu, kırılmış ve karanlık bir karakterdi. Zaten romanın etkisi biraz da buradan geliyor; kimse tamamen iyi ya da tamamen kötü değil. Atmosfer kısmı ise gerçekten inanılmazdı. O deniz feneri, gece çöktüğünde başlayan saldırılar, sürekli hissedilen nem ve soğuk… Okurken resmen üşümüş gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Özellikle gece okunacak bir kitap bence; sessizlikte etkisi daha da artıyor. Bir de kitabın şu tarafını çok sevmiştim: Sana hazır cevaplar vermiyor. “Canavar kim?” sorusunu sürekli düşündürüyor. Ve dürüst olmak gerekirse kitabın sonunda insanın kendine dönüp bakmasına neden olan bir tarafı var. Benim için sadece bir korku romanı değil; insan doğasının karanlık tarafını anlatan, biraz rahatsız eden bir eserdi
Soğuk DeriAlbert Sanchez Pinol · Jaguar Kitap · 20181,775 okunma
Reklam
Hiciv mi desem kehanet mi¿
8/10
·480 syf.··
2026 9. kitabı
1864ten 1944e; Sultan Abdülaziz'den VI. Mehmet Vahdettin'e; Üç paşalardan; Atatürk'ün olduğu ve olmadığı Cumhuriyete varan bir hayat serüvenine sahip olan bir yazardır Hüseyin Rahmi GÜRPINAR. Dünya üzerinde Rabbimin gerçekten ondan noksan yarattıkları dışında her insanın aklına başkaları yada kendisi hakkında gelebilecek bir soru: "Deli mi?" "Deli miyim?". Elbette her şekilde sorulup sorgulanabilir konu olan bu soru kalıbı başlık alarak atılan güçlü bir çığlık senfonisi bu kitap: "insanlık, bu kavram kendilerinde yarı ölü olarak doğmuş varlıklara mı emanet?", "Ölmüşüz ağlayanımız yok", "Allah kuru iftiradan korusun" "Allah böylelerine tırnak vermesin.", "Etme sırtını duvardan başkasına emanet; en kralının bile içinde vardır bir nebze ihanet." "Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin." gibileri ve vesairelerini saydırıp saydırtan Şadan, Müberra, Hidayet, Kalender Nuri, Ömer, Cicibey Sermet, Zom Salih ve Revan. Revan hanım karekteri dışında herbiri şahsına münhasır olmakla birlikte isimleriyle müsemma olmak yerine tezat oluşturmuş özel karakterler... Tokun, aç halinden; zenginin, fakir derdinden anlamadığını; dini kuralları kendilerine göre tefsir edenler ile kanunnamelerin her daim yazanların ve hısım akrabalarının lehine olduğu vesilesiyle gücü yetenin yettiğine hücum ettiğini; dost dediğini hangi çıkar çatışmasında kaybedeceğinden haberinin olmayacağını; karı-koca ilişkisinin bir kağıt parçasına karalanan bir iftira tozu ile ne hallere düşürülüp düşebildiğini; ailenin sıcak bağlarla inşa olmuş bir ilişkiden ziyade, anlaşılabilir iletişimden uzak basit bir kavram olmaya indirgendiği; cinsiyet farklılığı ile insanlık arasındaki farkın bile isteye kaçınılmayan karışıklığından türetilen yersiz kargaşalar varlığının tüketime her zaman
Ben Deli Miyim?Hüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 20211,027 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 35. kitabı
Karanlıktaki Kıvılcım, Chloe Davis'in hikayesidir. 12 yaşındayken babasının 6 genç kızın katili olduğunu öğrenen Chloe için çaresizlikler içerisinde yıllar geçmiş ve geçen 20 yılın ardından tam hayatını düzene sokmuşken yani psikolog olup, evlenmek üzere iken babasının işlediği cinayetlere benzer yeni genç kız kayboluşları başlar ve geçmişteki kabus geri döner.  Hikaye ilerledikçe Chloe’nin aslında babasından kaçmaya çalışırken, farkında olmadan yine sırları olan erkekleri hayatına çektiğini görürüz. Bu, travmanın kendini tekrarlama döngüsü Chloe için sadece dış dünyadaki bir katille değil, aynı zamanda kendi zihninin yarattığı labirentlerle de savaşmak zorunda kalmasıdır. Chloe bir psikologdur; yani başkalarının zihnini iyileştirmeye çalışırken kendi zihnindeki sesleri susturamaz ilaç ve alkole sığınarak hastalarına önerdiği mantıklı yolları kendisi uygulayamaz. ​Yazarın kurguyu Louisiana’da (ABD'nin güneyi) geçirmesi tesadüf değildir. Nem, bataklık ve yoğun sıcaklık; Chloe’nin içindeki kapana kısılmışlık hissini fazlasıyla hissettiriyor. Ağır kasvetli havayı okurken içerisinde yaşıyorsunuz. Kendi algısına güvenemeyen bir insan, dünyadaki en yalnız ve çaresiz insandır. Polise gidemez çünkü dengesiz damgası yemekten korkar; dostlarına gidemez çünkü onları da şüpheli görür. Nişanlısı, ağabeyi veya yeni tanıştığı insanlar... Herkes potansiyel birer şüphelidir. Bakıldığında standart bir seri katil gerilimi gibi görünse de, derinlerine inildiğinde çok daha katmanlı bir travma ve algı yönetimi hikayesidir. Sence Chloe’nin bu çaresizliği aşması için babasıyla yüzleşmesi mi gerekiyordu, yoksa tamamen yeni bir kimlikle her şeyi arkasında bırakması mı daha sağlıklı olurdu? Güzel bir kitap okuduğumu söylemeliyim.
İnceleme
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026204 okunma
Bir Kitabın Kokusu Olabilir Mi? (Spoiler Var)
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Çok akıcı bir şekilde ilerliyor, bir günde bitirebilirsiniz.Betimlemeleri çok beğendim öyle ki Ağrıdağının eteklerinde kavalcılar çalarken çayımı yudumlamak istedim…Burnumda hep ilkbaharda taze bitmiş ot kokusu.Kitap boyunca bu koku hiç gitmedi… İçimde bir özlem dalgası yayıldı dağlara, ovalara, göllere… Bir aşk ki çok büyük engellerle savaşıyor.. Gülbahar’ın başlattığı ve yine emek vererek yaşatmaya çalıştığı aşk sonrasında Ahmet’in de Ağrı dağına (ölüme) gitmesi… İkisi de kavuşmak için, engelleri ortadan kaldırmak için büyük çaba sarf ettiler. Engeller kalktı, sonra ? Sonrasında işte hayata dair muazzam bir gerçeklik payı; Dışarıdan olan engeller iki aşığı yalnızca birbirine çeker.Birbirlerine kavuşma isteği daha da artar. Peki engel içerden olursa? Dış engelleri aşan Ahmet ve Gülbahar arasında şunu görüyoruz: İnsan içindeki şüphe ve engeli aşamadıktan sonra aşkta saadete kavuşamıyor. Ahmet “Nasıl kurtardın beni Gülbahar ?diye haykırırken içindeki gamı dile getirdi. Duvarı nem insanı gam yıkar. Şayet Gülbahar’ın doğruyu söylemesini dilerdim zaten Ahmet hissetti içten içe ancak ondan duymak istemiş olabilir. Onu kaybetmemek için çabaladıkça kaybetti. Ah Gülbahar… Ağrıdağı deyince aklıma hep siz geleceksiniz .
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
10/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 22:08
On beş yaşındaki Daelyn Rice, anaokulundan beri diğer çocukların, hatta yetişkinlerin bile zorbalıklarına maruz kalmış ve bunun sonucunda birkaç kez intihar girişiminde bulunmuştur. Onu hayata bağlamak için çaresiz durumda olan ailesi yeni bir liseye kayıt yapmasını sağlar ama işler burada da pek iç açıcı değildir. Daelyn, ailesinin bütün çabalarına rağmen kendini öldürmeye kararlıdır. Bir gün internette hayatlarını sonlandırmak isteyen insanlar için tasarlanmış, Işığın-İçinden isimli bir site keşfeder ve siteye kaydolur. İntihar etmek için 23 günlük bir geri sayım başlatır. Derken hayatında bir farklılık gerçekleşir, Santana adındaki genç bir çocuk okul çıkışında onunla birlikte bahçede oturmaya ve onunla konuşmaya başlar. Ama daha önce pek çok kez aynı şekilde kandırılıp alay edilen, hor görülen Daelyn’in insanlara güvenmesi için artık çok geçtir… "Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş Olacağım" kitabın adından depresif olacağı belliydi aslında ama bu kadar da beklemiyordum. Daelyn yıllarca zorbalığa uğramış ve bu zorbalık hala devam ediyor. Henüz on beş yaşında olmasına rağmen insanlar tarafından yıllarca o kadar çok aşağılanmış ki havadan nem kapar hale gelmiş... Her söyleneni yanlış anlayan, sürekli kendi kendisini aşağılayan, hiç kimseye güvenmeyen; özgüvensiz ve oldukça depresif bir karakter. Ama yaşadıklarını okudukça bu hallerine içten içe hak vermeden edemiyorsunuz. Özellikle zorbalık sahnelerini okumak çok zordu. Santana ise Daelyn'in tam tersi çok enerjik, özgüveni yerinde, etrafındaki insanları iyi gelen bir karakter. Onun olduğu sahneleri okumak keyifliydi. Santana, Daelyn ile arkadaş olmak istiyor ama Daelyn hiç kimseye güvenmediği gibi Santana'ya da güvenmiyor. Zorbalık hakkında okuduğum en güzel kitaplardan biriydi. Zorbalığı, maruz kalmış birisinin
1000Kitap
Sen Bunu Okuduğunda Ben Ölmüş OlacağımJulie Anne Peters · Go! Kitap · 20161,954 okunma
Reklam
Reklam