Leyla on dokuz yaşındayken on dokuz yaşı hem çok büyük, hem küçük görürdü. Belki de herkes gibi zamana, yaşa ilişkin bütün bildikleri, hissettikleri, ona anlatılanlar yanlış, gerçek de hep olduğu gibi gizliydi, ama hep olduğu gibi en orta yerde gizliydi. Kısaca kendini bazen birden zırıl olmuş bir kemer patlıcanı ya da yaprakların altında maharetle gizlenmiş, bulunduğunda "aaa şuna bakın eşek kadar olmuş, nasıl da saklanmış" denilen bir salatalık utancı ve duygusunda hissediyor, o salatalıkların küçülmek ister gibi hafifçe kıvrılışlarındaki, içe bükülmelerindeki haklılığı görüyor, kendisi de ayak parmaklarını içe katlıyor, bazen de nasılsa "daha küçüğüm" diyebiliyordu.