Aşk Çetesi

Kemal Tahir
Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
70
Basım Tarihi:
Nisan 2016
Yayınevi:
İthaki Yayınları
ISBN:
9786053755449
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·128 syf.··
2022 19. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2022 21:22
Biri ressam diğeri şair olan iki arkadaşın karşılaşması ve meyhanede dertleşmesi üzerine başlayan olay, şairin aşık olduğunu, aşık olduğu kızın yeşil ışık yakması ancak iletişime geçmediğini itiraf etmesi üzerine başlar. Ne şairin ailesini dolandırmadıkları ne sahte define haritası çizmedikleri ne de kızın ailesine kendilerini zengin diye yutturmadıkları kalır. Ancak şairin amcasının yanına gittiklerinde olayların seyri değişir. Tüm gerçekler ortaya çıkar ama yine de mutlu sona ulaşılır. Kemal Tahir'in bal damlayan kaleminden, hayatta hiçbir amacı olmayan birinin tabi ki başarısız olacağını, en serseri kişinin bile kendisine hedef ve imkan verildiğinde kendini düzeltmeye başlayacağını mesaj olarak alıyoruz. Eski türkçe kelimeye fazlasıyla yer verdiğinden günümüz gençlerince akıcı olarak okunamasa da olayların kurgusundaki merak dürtüsü bu kitabı onlara da okutturur.
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016153 okunma
Aşk Çetesi
8/10
·70 syf.··
2024 9. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2024 21:21
Kemal Tahir'in kaleminden okuduğum ilk kitap Aşk Çetesi. Kitaba ba-yıl-dım. Aşırı eğlenceli, Yeşilçam komedisi tadında, babacan sevginin, zorlukla mutluluğun dengelendiği bir kitap. Kitabın konusu kısaca şöyle: Kitapta iki arkadaş var. Biri ressam, diğeri şair. Türkiye şartlarında sanatla geçinmeye, yaşamını sürdürmeye çalışan iki aç genç. Aç dediysem gerçekten aç! Midesi sırtına yapışıyor garibanların! Bu iki arkadaştan Keramet bir gün sinemadan çıkan genç bir kız görüyor. Kıza görür görmez tutuluyor. Başlıyor kızı takibe. O saatten sonra Keramet'in dilinde, zihninde, kalbinde hep o kız. Fakat oluru yok! Çünkü Keramet'te para yok! Keramet bu işin bir hâl çaresine bakmak için arkadaşı Zeki'yle kafa kafaya verip bir plan yapıyor. Babasıyla, zengin fakat varyemez teyzesinin oturduğu evde kutsal kabul edilen bir kitaba sahte bir hazine haritası saklıyor. Ardından sakladıkları bu haritayı sanki bir mucize eseri bulmuş gibi davranıyor. Peki ardından ne oluyor? Eee o kadarını da okuyup öğrenin canım. Her şeyi anlatırsak okuma zevkiniz kaçar. :) Kitap çok eğlenceliydi. Bol bol gülümsedim. Keramet ve Zeki'yle iş birliği yapıp, onlara akıl vermek istedim. Onların şaşkolozluklarına gülmeden edemedim. Peki ya o varyemez teyzeye ne demeli? Figür direkt gözümde canlandı. Altında dizinin altına gelen bir basma eteklik, üstüne tam oturanından bir badi, başında arkadan bağlanmış, boynu açıkta bırakılmış bir tülbent. Sürekli memnuniyetsiz, fakat söz konusu para olunca dünya mutlusu, kısa, tontiş bir teyze! Keyifle okuyacağınız güzel bir kitaptı. Okumanızı tavsiye eder, okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim. :)
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016153 okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2023 00:00
Dikkat spoiler içerir. Keramet adındaki pek parası pulu olmayan bir şair, yolda gördüğü paşa kızı olan Semiha'ya aşık olmuştur. Bir gün yine yolda karşılaştığı ressam arkadaşı Zeki'ye bu durumu açar. Kızın ailesinin zengin olduğunu düşünen Zeki olumlu yaklaşır. Ama kıza yanaşmak için para bulmak zorundadırlar. Bunun için cimri olan teyzesinden para koparmak üzere bir plan yaparlar. Zeki'ye bir define haritası çizdirip teyzesine gider ve bir oyunla haritayı çıkarır. Arazinin İzmir'e amcasına sattığı arazi olduğunu kabul ettiren Keramet araziyi aramak için para koparır. Ama Semiha'ya yazdığı mektuplara cevap alamayınca Zeki ve şoför arkadaşı Necati yardımıyla kızı kaçırır. Yanına geldiğinde Semiha'nın da ona karşı boş olmadığını öğrenir. Kızın ailesi çok da zengin değildir ama Zeki nişan için iddialı laflar edince teyzeden biraz daha para koparıp İzmir'e giderler. Amca beyin yanında kalırken konu açılır ve amca buna çok sevinir. O da para yardımı yapar ve nişanı İstanbul'da yaparlar. Ama düğün İzmir'e olacaktır. Necati arabayı satar ve traktör alır. Zeki de kendine bir kız bulur. Acaba bu hikaye mutlu sonla bitecek midir? Keramet teyzesini hurafe yüzünden yıkanmamasını çözebilecek midir? Bu arkadaşlar sevdikleri ile mutlu olabilecek midir? Keyifle soluksuz okunan bir roman.
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016153 okunma
8/10
·128 syf.·
2019 33. kitabı
Kemal Tahir'in yorumunu kattığı o güzel kitaplardan biriydi. İthaki yayınlarının bastığı bu seri "Lükres'in Günahları" hariç hepsi aynı ayarda kitaplardı. Konusu şöyle; İstanbulda yaşayan iki genç yani iki aylak sanatçı arkadaşın bir kadın sayesinde hayatlarını nasıl düzene koyduklarını anlatıyor. Olaylar çok hızlı gelişiyor nedense de her şey yolunda gidiyor. O yüzden kısa çerezlik bir kitap. Kalın bir kitabın ardından zihni rahatlatmak için iyi bir seçenek. Okuyacaklara iyi okumalar
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 2016153 okunma
7/10
·127 syf.··
2022 28. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2022 23:09
Özel Karagözyan Ermeni İlkokulunun kütüphanesinden sahafçılara düşüp elime geçen kitabı okumamak olmazdı.Kısa öz bir anlatımla hikaye tadında bir kitaptı.Bazen bazı dengelerin değişmesi için bir kıvılcım gerekir ya da bir sebep ve ondan sonra bütün dengeler değişir.İnsanın hayatını değiştirmesi kolayda buna cesaret etmesi için zira hep o bir kıvılcım beklenir.
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 0153 okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2025 17. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 00:11
Merhaba. Bu ay okuduğum ilk kitap Kemal Tahir'in Aşk Çetesi adlı romanı oldu. Kemal Tahir'in kendi adını kullandığı tek tefrika romanı olarak biliniyor. Tatlı bir romantik film tadında, akıcılığıyla keyifli bir aşk hikâyesini anlatıyor Aşk Çetesi. Ressam Zeki Çizer, resim ile ilgilenmekte fakat karnını doyuramayacak kadar bile parası yoktur. Kiracısına borcu da cabası. Şair Keramet Eşkin ise her yıl teyzesinden binbela aldığı paralarla kitap basar fakat onu idame ettirecek ücrete kabil olmaz. İki arkadaş karşılaşır. Keramet aşık olduğunu söyler Zeki Çizer'e. Hem de Semiha adlı paşa kızı'na tutulmuştur. Keramet bir türlü kızdan beklediği ilgiyi alamadığını kahrolduğunu anlatır. İki kafadar'ın kurnazca yaptığı planlar ile aşk oyunu başlar. Olmayan define hikâyesi, kız kaçırma gibi olaylardan sonra amca beye gidildiğinde yalanları artık söylemekten vazgeçer ve olanı biteni anlatır. Bundan sonra beklenen bu menfi durumun nasıl müspete dönüştüğünü göreceksiniz.
Edebiyat & Roman
Aşk ÇetesiKemal Tahir · İthaki Yayınları · 0153 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, F. M. İkinci, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)