Yenişehir Mimar Kemal Okulu'nda, her sabah, dersten önce bit arama fasılları başladı. Öğretmen, elinde iki kalem, hep aynı çocukların başlarını karıştırdı, hep aynı çocuklar sıfır numara tıraş olmaya gönderildi. Ayıklandı bitler, sınıfın yaşça büyük, akılca küçük çocukları ayıklandı. Ayıklananlar arka sıralara oturdular. Önde oturan çocukların anaları daha sık gelmeye başladılar okula; geldi analar gitti analar, önde oturan çocukların kazınmadı kafaları. Bazı bazı, öğleden sonraları ve hafta sonları öğretmenin evine gidip temizlik yapan çocuklar. Pazardan öğretmene alışveriş eden çocuklar, fileleri yüklenen, yüklenen, ama öğrenemeden ilkokul üçüncü sınıftan ayrılan çocuklar. Arkadaşlık edilmemesi gereken, kötü söz öğreten, oyun bilmeyen çocuklar ayıklandı. Aile çocuğu kimdir kim değildir, açıkça ayıklandı Yenişehir'de.
Sıcak hava, durgun deniz Bütün balıkçılar denizde. Kadınlar; kadınlar serin köşelerde, gizlide. Kasabanın miskinliğinde ya da canlılığında yoktur payları. Bir evin bütün tahtaları arasında yedi canlı tahtakuruları yaşasalar da, cirit atsalar da, en çılgın yaşamı sürdürseler de o evin canlı bir ev olduğunu kim söyleyebilir? Tirebolu kadınları da, Tirebolu'nun tahtaları arasında, karınca yuvalarının diplerinde, örümcek ağları arasında gizli, ev içi canlılıklarını sürdürüyorlar; kabul günlerinde, şube reisinin karısından mal müdürününkine sıraya diziliyorlardı elbet, döşeme tahtaları arasında.
Bazı çocukların topu vardı; yakantop oynanırdı. Kurtarmaca oynanırdı. Bu çocuklar, olsa olsa, "istop" oyununda Ingiltere'yi ya da Almanya'yı seçmekle ayrılırlardı. Birbirlerinden çok daha zengin, çok daha yoksul çocukların nasıl birlikte oynadıklarını, hatta oynayıp oynamadıklarını bilmezlerdi. Çocuktan sayılmayan evlatlıklar unutulursa. Evler iki katlı, tek katlıydı. Kalorifer daha yayılmamıştı. Kapıcılar da, kapıcı çocukları da. Benzer evler, benzer ev eşyaları, benzer bayramlıklar, benzer harçlıklarla oynayan çocuklar. Sadece bisiklet, paten ya da futbol topunu kıskanan. O zaman Altındağ yok muydu? Köylüler, Çingene çocukları görülmezdi pek. Ankara'ya göç başlamamıştı. Hükümet vardı Ankara'da. Ankara'da köylülerin bulvardan geçmeleri yasaktı.