BaHaRrr BaHaRrr “Ve le sevfe yu’tîke rabbuke fe terdâ.” Duhâ,5 İnsanlar dürüst olsa güvendiğimiz dağlara kar yağmaz biz ihanet ile sınanmazdık Rabbimizin verdiklerine şükredip hoşnut olsak teslimiyet ve tevekkülümüzü çoğaltırdık ve bu kadar olmazdı kâinatta Hayırlı Cumalar Dinsizler için ruh yoktur… Kesik Baş Hüseyin Rahmi Gürpınar başladığı yerde biter tüm yolculuklar diyor Servet Kocakaya demekki her yolcu başladığı yere geri döner önemli olan içimizdeki dini korumak imanıza sahip çıkabilmek o zaman en güzel yere döneriz BaHaRrr BaHaRrr “Bu aralar bütün akıllı geçinenler ruhlarla meşgul. Dirileri  düşünen yok.” Kesik Baş Hüseyin Rahmi Gürpınar BaHaRrr@Bahar_3498 İnsan arıyor onun ile ağlayacak Gözyaşlarını silecek birilerini Oysaki herkes meşgul Birbirimizi düşünmeye vaktimiz yok
Din

BaHaRrr

@Bahar_3498
·
“Kara toprak neleri örtmez!”
Hz Süleyman ve hüdhud kuşu Hz Süleyman Hüdhud kuşu Neden beni desteklediniz seçimlerde? " "Öteki şeytandan az daha iyiydiniz. Hepsi bu. " Fırtınadan Sonra Howard Fast Eniz ☭Eniz ☭ Kuraanda anlatılır Hüdhud kuşu Hz Süleyman kıssası anlatır onun huyunu Bazen seçim hakkınız yoktur Şeytanın iyisini seçime mecbursunuzdur Hüd hud kuşuda uçuyordu göklerde Ne zaman bir Kuraan sesi duysa Oturur dinlerdi kıssalar izlerdi beşerleri Herkesin bir hikâyesi vardı Ve her hikaye bizi tefekküre çağırırdı Hüdhud kuşuda gezdi şehirleri Zülkarneynin nasihatlerini dinledi Hüd hud Şehit kabirlerini dua ile suladı Ve her güzel ötüşte zikir ile hakikati aradı Şehit kabirlerinde Kuraan ayetleri okudu Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma Onlar diridirler ölmezler nasiplenirler Şehitler Rablerinin yanında rızıklanırlar Onlar sevinç ve müjde içindedir
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Deneme yazıyorken akla gelen güzel bir konu sizlerle:)
​Aile; bakmakla yükümlü olduğu hane halkı anlamına gelir. Peki bakmak sadece yiyip içmekten ya da ihtiyacını karşılamaktan mı ibarettir? Ya da ihtiyaçlar, bir aile olmanın getirdiği sorumluluklar mıdır? Biz aile oluyoruz ama ailenin içinde olamıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki: "Aile oluyorsak nasıl içinde değiliz ki?" Aile olmak demek emek demek, fedakarlık demek... İçinde olmak için de bu duyguları hissetmemiz ve hissettirmemiz gerek... ​Şöyle düşünelim: Bir beyaz kağıda ip baskısı yapıyoruz. Sen o ipi hangi renge boyarsan kağıda o renk çıkar ve şekli için uğraştığın kadar bir görsel kendini gösterir. Aile de bunun gibidir. Rengini ve şeklini boyalardan alan resim, ailesinin terbiyesini de karakterini de yine kendi kumaşından alır. Atalarımız şöyle demiş, çok da güzel demiş: "Armut dalının dibine düşer." Eee, portakal dibine düşecek değil ya... İşte aile de böyledir, o yüzden yetiştirmek bir o kadar önem arz eder. ​Haydi gelelim yetiştirmeye... Yahu ağaca su verirsen o da yetişir... Yetiştirmek öyle "su vereyim de bırakayım" demek değildir... Hepimize düşen görevler, sorumluluklar vardır. Bazen hatta görünmez pelerinleri giymemiz gerekebilir. Çünkü aile demek fedakarlık demektir. Yetiştirmek; "güzel okullarda okutayım, iyi yerlerde çalıştırayım" demek de değildir... O da gereklidir ama toplumumuz o kadar yobazlaşmış ki çocuk yetiştirmeyi sadece okutmaktan ya da iyi üniversitelere, iyi mesleklere yönlendirmekten ibaret sayıyor... Yapamayınca da olmayınca da "Sen de çok beceriksizsin" tabiri takılıyor... Ne kötü bir kelime! Her çocuğun bir becerisi vardır. ​Peki sen hiç çocuğunun hayallerini sordun mu? Ya da hayallerine ortak oldun mu? Ben söyleyeyim: Hayır. Sen sadece çevreden gelen sözlere kulak kabartttın. Ve başarısıyla övünen, başarısızlığıyla kendini kaybeden bir
Insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz! İbret alınız! Yaşayan ölür, ölen fena bulur! Olacak neyse olur. Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken, hepsi ölüp gider! Hadiselerin ardı arkası kesilmez; hep birbirini kovalar. Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak şeyler var. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar? Yemin ederim, yemin ederim ki Allah'ın indinde bir din vardır ki şimdi içinde bulunduğunuz dinden daha sevgilidir! Ve Allah'ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. Gölgesi başınızın üstüne düştü! Ne mutlu o kimseye ki ona iman eder; o da kendisine hidayet eyler! Yazıklar olsun, ona isyan ve muhalefet edecek bed bahta! Yazıklar olsun, ömürleri gafletle geçen ümmetlere! İnsanlar! Hani ya babalar, dedeler, atalar? Nerede soy sop? Hani o süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Ad ve Semûd kavimleri? Hani ya, dünya varlığından gururlanıp da kavmine, 'Ben sizin en büyük Rabbiniz değil miyim?' diyen Firavun'la Nemrut? Onlar, zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe sizden çok daha üstün idiler. Ne oldular? Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın, onlar gibi gaflete düşmeyin, onların yolundan gitmeyin! Her şey fanidir; bâkî olan ancak Allah'tır. Evvel gelip geçenlerde, bize ibret alacak şey çoktur! Ölüm bir ırmaktır. Girecek yerleri fazla, ama çıkacak yeri yoktur! Büyük küçük hep göçüp gidiyor! Giden geri gelmiyor! Kat'î bildim ki herkese olan, size ve bana da olacaktır. Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısı İskender Pala
Alıntı
Ters köşe bir düşünce
Bilmiyorum şimdi nerede kiminlesin ama gelmediğin her gün için pişman olacaksın ve beni de pişman edeceksin yolu mu bilmiyorsun gelmek mi istemiyorsun yoksa daha nasibinden haberin yok mu gel ey gönülyarem gel ey ciğerparem sen geciktikçe kalbimi başkaları parçalıyor çok geciktin biliyorum bir yerlerde sende beni düşünüp benim diğer yarım nerede diye hayıflanıp duruyorsun biliyor musun tabii ki bilmiyorsun bu kadın çok yorgun çok kırgın o seni bulamaz ki senin çıkıp gelmen lazım benim imkanlar içinde imkansızlık yaşıyorum sen varsın ama sensizlik yaşıyorum ey sevgili canım var cansız yaşıyorum gelince habersiz gel gel ki kurumuş çöllerde çiçek açsın kurumuş ağaçlar yeşersin bir yağmurla gel bir rüzgarla gel bir güneşle gel bir selamla gel aniden gel ki kalbimdeki bu kanayan yaraya merhem ol öyle bir gel ki gelmediğin günlere üzülmeyi bırakıp geldiğin her an için şükür edeyim dua edeyim gel ki seni senden çok seveyim gel şu gönlüme bayram olsun ama gelemezsin sen sen sadece seni seversin değil mi sen sadece korkaksın sen asla ben olamazsın ve sen asla ruhumun özü canımın yarısı olamayacaksın çünkü sen bencil ve korkaksın sen benim sevgime layık olamazsın o yüzden gelme şifa olsanda derman olsanda çâre olsan da gelme olmaz ya ama ola ki gelirsen haber et ki geldiğin yerlerde olmayayım bana hasret kal ey sevgili sesime yüzüme hasret kal seni hiç sevmeyecek bir ben
Alıntı
Nerede olursam olayım içimde bir parça hüzün taşıyorum.Eskiden sürekli dinlediğim bir şarkının çalmasıyla , tek başıma oturup uzun uzun etrafı izlerken ya da -en acısı bu olmalı- hiçbir sebep olmayan anlarda. Hep bir olmamışlıkla mücadele ettiğimi hissediyorum. Arıyorum. Her fırsat bulduğumda arıyorum. İhtimaller üzerine kafa yoruyorum. Neden böyle hissediyorum diyorum kendi kendime. Takdir edersiniz ki cevabını hiçbir zaman bulamadım. Sanırım bulamayacağım. Bu normal mi? Herkes aynı mı hissediyor bilmiyorum. Tek bildiğim tıpkı şimdi olduğu gibi çok yorulduğum. Bazı dönemler tüm bu karmaşayı halı altına süpürerek baş ettiğimi zannediyordum. Sonra bir an geliyor. Küçük bir an. Sil baştan her şeyi ilmek ilmek tekrar yaşıyorum. Bu anlarda yapabildiğim tek şey yazmak. Telefonumda, defterlerimde böyle kaç tane daha yazı olduğunu görseniz şaşırırsınız. Bir sonraki ana kadar görüşmek üzere 🫱🏿‍🫲🏽